Uyarı!

Bu blogda sinema, kitap ve müzik ile ilgili yazılar bulabileceğiniz gibi; deli saçması üretimlerimizle de karşılaşabilirsiniz.

Yazarlar

Yol Arkadaşları - 20

2019/03/02



Serimizin 20. yazısı ile birlikte, aklımızda olan fakat hayata geçiremediğimiz, öneri olarak da bloga iletilmiş olan Yol Arkadaşları serisinin Spotify çalma listelerine aktarılması fikrini hayata geçiriyoruz. Yol Arkadaşları etiketine dahil olan tüm eski gönderiler de listeler ile birlikte güncellenmiş olup, sizlere sunulmuştur. Tavsiyem, son gönderilerden başlamanız yönünde.

Spotify çalma listesi için tıklayın.

1. Slipknot - Snuff
2. Muse - The Dark Side
3. Crash Diet - It's a Miracle
4. Ghost - He is
5. Rise Against - Hero of War
6. Aerosmith - Amazing
7. David Bowie - Ziggy Stardust
8. Bloodhound Gang - The Bad Touch
9. Ghost - Dance Macabre
10. Five Finger Death Punch - Sham Pain
11. Millencolin - SOS
12. Ghost - Life Eternal

Yol Arkadaşları - 19

2019/01/31




Spotify çalma listesi için tıklayın.

1. Bad Religion - 21st Century (Digital Boy)
2. Shinedown - Second Chance
3. Nightwish - Nemo
4. Breaking Benjamin - The Diary of Jane
5. Three Days Grace - Animal I Have Become
6. Mumford & Sons - The Wolf
7. Three Days Grace - Infra Red
8. Jonathan Davis - What It Is
9. Mustasch - Lawbreaker
10. Papa Roach - American Dreams
11. The Ataris - The Boys of Summer (Cover)
12. Avenged Sevenfold - Hail To The King
13. Greta van Vleet - When the Curtain Falls
14. Return - Bye, Bye Johnny

Ghost Yeni Albümü Prequelle'i Duyurdu!

2018/04/19



2006 yılında kurulan İsveçli rock grubu Ghost, dördüncü stüdyo albümleri Prequelle'i, yeni şarkıları Rats'e çektikleri video ile duyurdu. Albüm, 1 Haziran 2018'de yayınlanacak.

the innocence mission Green Bus ile dönüyor!



1989 yılında kurulan Amerikan indie folk/dream pop grubu the innocence mission, yeni albümleri Green Bus'ı duyurdu. Albüm 22 Haziran 2018'de yayınlanacak. Green Bus, 2015 çıkışlı Hello, I Feel the Same'in ardından grubun on üçüncü stüdyo albümü olacak.

Albümü beklerken, the innocence mission'a yabancı dinleyiciler için aşağıdaki şarkılar güzel bir başlangıç olacaktır.
 
Bright as Yellow
Evensong
Black Sheep Wall

Dolores O'Riordan Hayatını Kaybetti

2018/01/15


The Cranberries'in 46 yaşındaki İrlandalı vokalisti Dolores O'Riordan, 14 Ocak 2018 tarihinde henüz belirlenemeyen bir sebeple Londra'da hayatını kaybetti.

Babasının vefatının birkaç yıl ardından 2017'de yazdığı, yas dolu Why'da beni bekleyecek misin diye sormaktaydı. Her ölüm beklenmediktir lakin O'Riordan için çok erkendi.


Yol Arkadaşları - 18

2018/01/11



Spotify çalma listesi için tıklayın.

1. The Struts - One Night Only
2. Shinedown - Bully
3. Sabaton - Primo Victoria
4. Sunrise Avenue - Fairytale Gone Bad
5. Europe - Walk the Earth
6. Johnossi - Gone Forever
7. Skunk Anansie - Weak
8. Stone Sour - Song #3
9. Imagine Dragons - Believer
10. Finger Eleven - Paralyzer
11. Greta Van Fleet - Highway Tune
12. Jimi Hendrix - All Along the Watchtower

Yol Arkadaşları - 17

2017/12/12



Spotify çalma listesi için tıklayın.

1. Crashdiet - Generation Wild
2. Aerosmith - Janie's Got a Gun
3. Welshly Arms - Legendary
4. Liquido - Narcotic
5. Volbeat - Lonesome Rider
6. Stone Sour - Through Glass
7. Johnossi - Dead End
8. 30 Seconds to Mars - The Kill
9. Audioslave - Show Me How to Live
10. Five Finger Death Punch - Wash It All Away
11. Billy Talent - Red Flag
12. Mumford & Sons - The Wolf
13. Halestorm - I Miss the Misery

Yol Arkadaşları - 16

2016/12/11



Spotify çalma listesi için tıklayın.

1. Mustasch - Double Nature
2. Johnossi - Air is free
3. Sixx: a.M. - We will not Go Quietly
4. Ghost - Square Hammer
5. Metallica - Moth into Flame
6. Queen - Don't Stop Me Now
7. Avanged Sevenfold - Hail to the King
8. Korn - Narcissistic Cannibal (ft. Skrillex)
9. AC/DC - Dirty Deeds Done Dirt Cheap
10. Hellacopters - I'm in the Band
11. Rammstein - Amerika
12. Tenacious D - Tribute

Yol Arkadaşları - 15

2016/08/11



Spotify çalma listesi için tıklayın.

1. Alice in Chains - Man in the Box
2. Dropkick Murphys - Rose Tattoo
3. Shinedown - Cut the Cord
4. Sixx A.M.: - Stars
5. Metallica - Until it Sleeps
6. Soundgarden - Spoonman
7. Volbeat - For Evigt
8. Alien Ant Farm - Smooth Criminal
9. Queens of the Stone Age - Go with the Flow
10. Disturbed - The Sound of Silence (cover)
11. Rammstein - Mutter

Yol Arkadaşları - 14

2016/04/05


Spotify çalma listesi için tıklayın.

1. Terence Trent D'Arby  - Wishing Well
2. Die Antwoord - Ugly Boy
3. Sentenced - Noose
4. Fall Out Boy - Sugar, We're Going Down
5. Republica - Ready to Go
6. Arctic Monkeys - Catapult
7. Daft Punk ft. Julian Casablancas - Instant Crush
8. The Vaccines - If You Wanna
9. Interpol - My Blue Supreme
10. The Last Shadow Puppets - Aviation
11. The Black Keys - Gold on the Ceiling
12. Bruce Springsteen - One Step up and Two Steps Back
13. Bush - Glycerine
14. Arctic Monkeys - The Afternoon's Hat

Geri döndük!

2016/01/16



Spotify çalma listesi için tıklayın.

Selam dostlar!

Son postun üzerinden bir seneden fazla süre geçmiş. Hem Dicle, hem de ben buraları bildiğiniz nadasa bırakmışız. Yine de uğramayı kesmeyip eski yazıları didik didik edenleriniz olmuş. İlgisizlikten bahçesinde ayrık otu türemiş bu evden ayrılmamışsınız. Bunun için minnetarız.

Geçen süre içerisinde gerek içeride, gerekse dışarıda pek çok değişiklik yaşandı. Hiçbiri de yarınların daha güzel olacağını müjdelemedi. Yine de başka bir gün daha yaşamak için hayatlarımıza devam ediyoruz.

Uzak kaldığımız aslında sadece blogumuz değil, sevgili Dicle'mizle de pek uzak kaldık. Nice masadan birlikte kalktığımız, ayakkabılarımızdaki kumu dökmeden eve giremediğimiz, son Efes Dark Brown şişesi için kavga ettiğimiz günler-geceler arasına uzunca aylar girmişti. Neyse ki arayı biraz kapatabildik. Kendisi hayatına başarılı fakat iş yerine sadakati olmayan (yazar burada gülüyor) bir iş kadını olarak devam ederken ben de radikal bir kararla pek hoşlanmadığım bir şehirde yeni bir hayat kurmuş durumdayım. İkimizin de markete gidecek kadar vakti olduğu bir dönemden yeni çıktık. Sorarsanız, ikimiz de iyi; çoluk çocuk yok, aday yok. Esra Erol'luk halden bir önceki safhadayız. Dicle halen Beşiktaşlı, ben halen Fenerbahçeli'yim. Kendisini doğru yola döndürmek için bir kaç senem kalmış olmasından korkuyorum...

Şimdi gelelim dükkanı tekrar açmamıza neden olan yazıya. Mail kutusuna düşen bir mesajda, yazı paylaşmıyor dahi olsak Yol Arkadaşları serisine devam edilmesi rica edilmiş. Şaşırtıcı ve aynı derecede hoş olan bu mailin ardından, yeni bir yol arkadaşları listesi paylaşılması gerekliydi. Öyleyse başlayalım.

1. MGMT - Kids
2. Moby - Extreme Ways
3. Bloodhound Gang - Foxtrot Uniform Charlie Kilo
4. Marty Robbins - Big Iron
5. The Temper Trap - Sweet Disposition
6. Supergrass - Mary
7. Interpol - Tidal Wave
8. The Last Shadow Puppets - Gas Dance
9. Florence and the Machine - Girl with One Eye
10. The Strokes - Metabolism
11. Jamie Lovatt - Everybody's Free
12. the innocence mission - Keeping Awake
13. Oasis - Wonderwall


Bireyin Yanlış Eğitimi - Bütünün Sinir Hastası Oluşu

2014/12/24



- Bunlar nasıl okumuş, kim mezun etmiş?

Okul yıllarımda bu derece farkında değildim; aynı sıraları paylaştığım kişiler yarın bir gün bankaya fatura yatırmaya gittiğimizde basit bir işlemi ağırdan alıp bizi kuyrukta bekletenler, mecliste kürsüye çıkıp bel altı fıkra anlatanlar, kolunuza haber vermeden hart diye iğneyi sokan hemşireler, usta sağda inecek var diyince iki kilometre ötede bırakan dolmuşçular ve en önemlisi gelecek nesilleri olgunlaştıracak akademisyenlerdi.

Evet, aramızdan çok iyi kişiler çıkacağı gibi yukarıdaki örneklere benzer kişiler de çıkacaktı.

Yine de bir Dış Ticaret mezununa ithalat sürecini hatırlatmamız veya bir üretim mühendisine zaten kendi bünyemizde yapacağımız talaşlı imalat payında kalan çatlaktan dolayı yarı mamüle red veremeyeceğini söyleyeceğimiz aklımdan geçmezdi.

İnsanlar bir sorunla karşılaştığında onu çözmeyi angarya, ek iş görüyor. Bana kalırsa bu gerçek teknik/akademik yeterlilikten çok davranış eğitimiyle, eğitim hayatının başından beri kişinin fikir gelişimine çizilen sınırlarla alakalı.

Örneğin okul öncesi öğretmenliği diye bir bölüm var üniversitelerde. Bu bölümden çıkan kişilerin nasıl bir çoğunluğu çocuk psikolojisi yoğunluklu bir eğitim alıyor, "aman mezun olup, kpss'yi halledelim de... oyunlarla, boyama kitabıyla geçer gün, gelsin maaş" mantığında zaman geçirip mezun olabilmek ne kadar mümkün?

Okul öncesinden, lise eğitimine kadar geçen süreçte; yaratıcılığı özendirici kaç ders var? Bu dersleri yürütebilecek kapasitede eğitmen yetiştirme kabiliyetimiz var mı?

Öğrenci başına düşen eğitmen hedefimiz spesifik mi, yoksa -örneğin- "Ankara'da 20 Fizik öğretmeni açığı var, atama yapılacak" şeklinde mi?

Dördüncü sınıftan itibaren okutulan İngilizce'yi kaç kişi yeterli seviyede konuşabiliyor? Cumhuriyet öncesi döneminin eserlerini, anlayabilecek derecede okuyabilmek için kaç yıl ve nasıl eğitim verilmesi gerektiği dizayn edildi mi? Bunun için günlük ders saatini mi artıracaksınız yoksa var olan bir dersi mi kaldıracaksınız, yeterli eğitmeniniz var mı?

Aslında bu işin içinde olanlar çok daha derin sorular sorabilirler, cevaplar aşağı yukarı aynı olacaktır.

Türk Eğitim Sistemi'nin ciddi anlamda bir "tam kapsamlı elden geçirme"ye uğraması gerekli ve bunu yapması gereken kişiler, yeterince açık görüşlü ve idealist kişiler mi? İnsanı karamsarlığa iten de bu.

Ben bir eğitimci değilim lakin günlük hayatta karşılaştığım örnekler beni bu yazıyı yazmaya itti. Bir ülkede eğitimden önce gelen kaç konu vardır ki buna yıllardır değişen hükümetler bir türlü çözüm bulamamıştır? İnsanlar en küçük spor müsabakasında dahi birbirlerine en ağır sözleri söyleyecek duruma geldiyse, ötekileştirme yapılmadan tartışma yapılamıyorsa, konu niye hiç kökten incelenmiyor?

Umarım yeni jenerasyonlar eğitimin, özellikle davranış eğitiminin önemini kavrar da ülke iş ve davranış etiği bakımından biraz daha yukarı taşınır. Yoksa gidişat pek iç açıcı değil.

Interstellar - İlk İzlenimler

2014/11/07


Filmi bu akşam, kalabalık denebilecek bir toplulukla birlikte izledik. İşte Interstellar'dan ilk izlenimler;

Filmin sinemaseverlerin gözünde fark yaratabildiğine inanıyorum. Salondan çıkalı yarım saat olmasına rağmen salonun önünde filmden sahneler, "orada sanki şu fikre bir gönderme vardı" gibi tartışan insanlar gördük.

Düzenli olarak sinemaya giden biri olarak böyle bir şeyi ancak ve ancak Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit filmlerinin ardından gördüğümü hatırlarım. O da belirli bir kitledir, filmler tarafından yaratılmamış; kitaplardan ve hatta yayınlanmamış hikayelerden de beslenen bir kitledir. Tartıştıkları da genellikle ana kaynağa sadık kalınıp kalınmadığı veya oyuncu seçiminin nasıl oturup oturmadığı ile alakalıdır. Interstellar'da durum böyle değil. İnsanlar bildiğin gönderme yapılan fikri tartışabiliyor. Bunu Türkiye gibi insanların konu ne olursa olsun seçiçi kriterlerinin belirsiz; neyin iyi neyi kötü olduğu arasındaki uçurumun çok büyük ve soyut olduğu bir ortamda görebilmek büyük iş. Bu açıdan çok güzel bir iş olmuş bence. Filmi beğenmeseniz dahi tartışacak şeyler veriyor size. Bu noktaların neler olduğunu spoiler vermeden izah edebilmem zor, vizyondan kalktıktan sonra bir yazı daha yazılabilir gibi.

Filmin içeriğinin spoilerdan uzak kısmına değinirsek; temponun düşeceği ve yükseleceği anlar çok iyi dengelenmiş. Etrafımdaki seyirci grubunda dalıp gitmeler, kopmalar olmadı. Normalde görürsünüz insanlar hemen telefonlarını çıkarırlar. Oyuncu grubu zaten aşina olduğumuz tepe oyuncular. Sadece yüze odaklanarak çekilen sahne sayısı çok fazla. Dolayısıyla aksiyon filmlerindeki gibi genel bir duruştansa işin yüz ifadesi, mimik kısmında yükselen oyuncuların seçilmesi filmi yukarı çıkarıyor. Love and Other Drugs'ın tamamındaki performansı ve Les Miserables'da sadece 16 dakikalık sahnesiyle Oscar dahil pek çok ödül alan Anne Hathaway yine gayet iyi. Matthew McConaughey bildiğimiz gibi. Bu adamın ortalama işi yok. Hep çizginin üzerinde.

Bir görün, izleyin derim. Beğenmeseniz dahi, zamanınızın boşa gittiğini düşünmeyeceksinizdir.

Enkaz Devralmak

2014/10/29


Hayatımız boyunca mutluluk ve hüzün biriktiriyoruz.

Capri Sun paketlerini patlatabildiği için aranan adam olan arkadaşımıza gülerken, beşinci sınıf kantininde hayatımızın ilk hayal kırıklığını tecrübe etmenizi sağlayan mavi gözlü kızı da hatırlıyoruz. Yıllar boyunca topladığımız yük o kadar birikiyor ki, kimimiz için bu yükün hayal kırıklığı tarafı daha ağır basıyor. Hayal kırıklıklarının oluşturduğu bu enkazı paylaşmayı denediğimiz kişiler de bazen beklentinin tam tersini yaparak yeni taşlar bırakıyor bu enkazın üzerine...

İçinden çıkılmaz bir durum gibi görünüyor değil mi? Değil aslında. Sorun biziz.

Mahallede top oynarken camını kırdığınız esnaf "olur oğlum böyle şeyler, yaptırırız" diyip ağlamanızı susturuyorken, kalecinin annesi aynı hafta sizin bilerek sürekli cam kırdığınızı ve çocuğuna kötü örnek olduğunuzu annenize söylediğinde iki yüzlülüğün ne demek olduğunu öğrenmeye başlıyorsunuz.

Koçunuz, sadece son sınıfta olduğu için sizin yerinize başkasına daha fazla süre verince, hayatta aslında pek çok işin kaba tabirle "torpille" döndüğünü anlamaya başlıyorsunuz.

Lisede yakışıklı çocukların yanında olan kızların, üniversitenin sonu yaklaştıkça akıllı çocukların yanına doğru kayışının "para-çokomel eğrisi"ni kanıtlayışına tanıklık ediyorsunuz.

Bir gece telefondan ölüm haberi alınca ayakta kalmaya çalışmayı tecrübe ediyorsunuz

Bilmem kaç dille ve türlü proje başarısıyla bulunduğunuz noktada kalabilmenizin, mesleğinizle alakalı olmayan işleri başarıp başaramamanıza bağlanmasıyla özel sektörü tecrübe ediyorsunuz.

Bu tarz örnekleri kendi geçmiş ve günümüzle bağdaştırarak çoğaltabiliriz.

Tüm bunları yaşarken etrafımızda bize destek olanların yanında, hayatını "ben olsam şöyle yapardım" ile geçiren bir kitle de var. Hepimiz doktor, hepimiz futbolcu, hepimiz birer politikacıyız. Pek çoğumuzun hayatında en çok yaptığı hata kişileri aklımızdaki kalıplara sokmak. "Bana çiçek getirsin, beni sevsin, yalan söylemesin, ayda şu kadar para kazansın, kötü günümde yalnız bırakmasın vs. vs." tamam bunlar güzel şeyler de, siz ne verebiliyorsunuz? Hastalandığında bir tas çorba yapabilir misiniz? Pazar gecesi deli gibi yağmur yağarken "abi bir kişi eksik, ne olur be?" dediğinde 23:00-24:00 halı sahaya gider misiniz?

Bunu lisede ben çok yapardım. Yabancı dilde şarkılar dinliyoruz, bir de sinemada Hollywood esiri olmuşuz ya hani; arkadaşlarım veya kız arkadaşım İngilizce bilmezse birlikteyken o duyguları yaşayamayız, ileride çok sıkıntı çekeriz diye düşünüyordum. Şimdi diyorum ki cidden su katılmamış salakmışım. Büyükelçiliğe eleman mı arıyosun yoksa eş-dost mu? İnsanın başlıca kriteri bu olur mu...

Gelgelelim; tek sebep kökenli, enkazı çok bir insan oldum zaman geçtikçe. Aradığım şeyler bambaşka oldu. Pek tabii, bu geçen zamanda bende aranan noktalar da değişti. İnsan özellikle çalışma hayatına girdiğinde etrafına fazla vakit ayıramamaya başlıyor, çok da seviyoruz işi bahane göstermeyi bu konuda lakin ciddi etkisi var. Arkadaşlarınızla saatleriniz denk gelmiyor, tam zaman yaratıyorsunuz kız arkadaşınız "ben izin aldım, ne yap ne et iki gün boşalt bir yere gidelim" diyor. Birinden birini seçmeye başladığınız yaşlar geliyor. Bu yaşların enkazı uzaklaştığınız dostlarınız ve işinizin size genelde olumlu dönüşü olmayan stresi oluyor.

Peki enkaz kime yükleniyor? En yakınımızda kim varsa. Gün geliyor yükler eve seve paylaşılıyor, gün geliyor balkondan anahtarı atmak sorun oluyor. Yine de günün sonunda bu yükler, yeri geldiğinde enkazlar paylaşılıyor. Ama eşle, ama dostla...

Mutluluğu da hüzünü de tek başınıza yaşamayın. Hele ki Sonbahar'ınızı asla.

Bu yazının yegane yazılış amacı, bugün yan masadaki arkadaşının başını, bir Berkecan yüzünden, Berkecan'ın unutamadığını düşündüğü eski sevgilisi yüzünden yiyen genç arkadaşımızdı. Enkaz devraldığını düşünüyordu... Yazının tonunu yumuşatan da Berkecan'ın tek erkek olmadığını anlatan kısa boylu arkadaşıydı. Uzun ve mutlu bir arkadaşlığınız olur umarım, lütfen yirmi iki yaş enkazınızda boğulmayın. O yığın gittikçe artacak.

Yol Arkadaşları - 13

2014/09/17




Bir yol arkadaşları listesiyle daha karşınızdayız. Hazır Sonbahar yüzünü göstermeye başlamışken, mevsimin şarkılarını sandıktan çıkarmaya başlamalı.

Spotify çalma listesi için tıklayın.


1- MGMT - Electric Feel
2- The Vaccines - If You Wanna
3- Arctic Monkeys - Mardy Bum (Live in Glastonbury, 2013 olursa çok daha iyi)
4- Bloc Party - The Prayer
5- Florence + The Machine - All This and Heaven Too
6- The Last Shadow Puppets - My Mistakes Were Made For You
7- Nicole Atkins - Maybe Tonight (Jools Holland performansı özellikle)
8- Kodaline - High Hopes
9- Portishead - Magic Doors
10- The Civil Wars - Billie Jean (Michael Jackson Cover)
11- Pearl Jam - Elderly Woman Behind the Counter in a Small Town
12- Chris Isaak - Solitary Man



Hiç Edilen Yerli Şarkılar Vol.2

2014/05/15

İlkini yaklaşık dokuz ay önce yazdığım Hiç Edilen Yerli Şarkılar serimizin ikinci ayağına bugün geçebilme fırsatı bulduk.

Yine bir yemek vesilesiyle...

Öğle yemeğinde karşılaştığımız domates çorbası (salça suyu), kabak dolması ve börek menüsünden hafif yana adımlayarak uzaklaştım ve elimi telefonuma atıp etrafı kolaçan ettim. Whatsapp sayesinde yine o anlamsız ve akşam düşündüğümde ne konuştuğumuzu pek hatırlamadığım, lise zamanlarındaki Bursa Heykel ve Adliye tarafı gece sohbetlerinden kalma; bizim dönemimizin "abi" ve "abla"larıyla kıyasıya bir sohbete girdik (yazar burada aslında öğle arası kavramına pek uymadığını ima ediyor ve biraz da artistlik yapıyor gibi).

Bir süredir yazmak istediğim fakat genelleme anlamında olmaması için güzel bir ortam beklediğim Hiç Edilen Yerli Şarkılar'ın ikinci yazısı için gerekli ortamı yakaladım.

Beklenen an gelmişti.

O güzelim, dillere destan lakin klibi olmayan şarkıları arıyorduk beynimizin derinliklerinde...

Bunu neden yaptığımıza anlam veremesek de... Yaklaşık yarım saatte bir aylık Whatsapp kullanımı yapmış olsak da. Yeni bir beşliye karar verdik.

Beşinci sırada; ilk önerinin ardından çok fazla tartışmadan Teoman - Hiç Kimse Bilmez. Klibinin olmaması büyük bir eksik bana göre. Klibinin çekileceği lokasyon bile belli, Foça.


Dördüncü sırada; Kargo - Sürgün. Aslında tüm albümlerini ortaya döksek, yerli B-side'ın kesinlikle ve kesinlikle önde gelen isimlerinden biri Kargo olurdu. Sahi, niye dağılmışlardı?


Üçüncüyü sırada; Sezen Aksu - Şimal Yıldızı var. Hiç hesapta yoktu bu şarkı aslında ve birinin telekon yapıp şarkıyı mırıldanması gerekti hatırlamamız için. Nasıl şanslı bir nesiliz ki bu şarkılara yetişebildik. Önceki yazıda Yasemin Mori'nin Aslında Bir Konu Var'ı için yapılan yorum Şimal Yıldızı için de geçerli; kısa film tadında bir klip bu şarkıyı ölümsüz yapabilirdi.

İkinci sırada; Bülent Ortaçgil'in Değirmenler'i var. Birsen Tezer'den Şebnem Ferah'a pek çok kişiden dinledik. Hatta klip mahiyetinde sayabileceğimiz pek çok canlı kayıt bulunmasına rağmen Değirmenler başlı başına öyle güzel bir klip olabilirdi ki... Günün akşama değmeye başladığı vakitte şehrin silüetini yakınlaşarak alan... Eminim hepimizin Değirmenler ile özdeşleştirdiği anlar vardır. Ayrıca bu şarkı, benim listemin birinci sırasındaydı, oylamaya takıldı.


Birinci sırada ise sıralamaya dahil etmeye dahi çekindiğimiz bir şarkı var ki... Barış Manço'nun Gamzedeyim Deva Bulmam'ı. Benim bu şarkıyla tanışmam çok çok geç oldu. Masada rakı varsa aklıma ilk gelen şarkıdır halen. Hem Barış Manço'nun hem de böyle bir şarkıyı bana sevdirenin toprağı bol olsun. Belki de zamanın şartlarından dolayı klipsiz kalmış bu şarkı. Etrafta duyulan pek çok Barış Manço şarkısının arasında Gamzedeyim Deva Bulmam'ın yer almıyor oluşu tamamıyla şarkının ruhuna ihanet etmemek amaçlı bence. Bu şarkıyı berbat etmek gerçekten ihanettir çünkü.


Listeye dönüp bakınca "Hiç Edilmiş" kelimesinin tüm bunlar için yerinde olup olmadığına karar veremiyorum. Belki daha geniş kitlelere yayılamayışın ve saklı kalışın bir nedeni klipsizlik, belki de bu şarkıları değerli kılan olgu. Buna karar verebilmek için bir kaç kişiden daha kalabalık olmak gerek sanıyorum ki.

Bir de rakı masası playlisti gibi olmuş, toplanan insanların fıtratından olsa gerek.

Lady Gaga 2014 İstanbul Konseri ?

2014/04/12

2010 yılında fısıltılar duyulmuştu. Lady Gaga geliyor, gelecek vs. diye çok konuşulmuştu. Sonuç hüsran olmuştu.

Lady Gaga için yine haberler dolaşmaya başladı.“artRave: THE ARTPOP Ball Tour” turnesi kapsamında 16 Eylül’de Maslak İTÜ Stadyumunda konser vereceği konuşuluyor. Henüz kesinleşmedi, hala beklemedeyiz. Ancak 15 Eylül'de İngiltere'de, 17 Eylül'de İrlanda'da konser vereceğini onaylamışken 16 Eylül'de İstanbul'a geleceğine şu an için pek inanmıyorum. Bekleyip göreceğiz.




Portishead 20 Ağustos'ta İstanbul'da

2014/04/10

Konser haberleri bu yaz müzik severlerin yüzünü güldürüyor. Güzel bir haber bugün Portishead'in twitter hesabından geldi. 20 Ağustos'ta İstanbul'da konser vereceklerini açıklayan grup, detayların gelecek hafta belli olacağını belirtti. Gelişmeleri bekliyoruz.


One Love Festival 2014

14-15 Haziran tarihlerinde Parkorman'da gerçekleşecek olan festivalde grupların bir kısmı belli oldu.


Açıklanan gruplardan da anlaşılacağı gibi, bol eğlenceli bir festival bizleri bekliyor.

Babylon Soundgarden 24 Mayıs'ta Parkorman'da

Bu yıl 4. kez alternatif müzik severlerle buluşucak olan Babylon Soundgarden 24 Mayıs'ta Parkorman'da gerçekleşecek.


Bu yıl festivali farklı kılacak olan "Babylon Go Green" konsepti. Festival  doğaya karşı olan sorumluluğunu bu sene festival alanında müzik severler ile buluşturacak.

Şu an için gruplar açıklanmadı. Grupları buradan duyurmaya devam edeceğiz.