Uyarı!

Bu blogda sinema, kitap ve müzik ile ilgili yazılar bulabileceğiniz gibi; deli saçması üretimlerimizle de karşılaşabilirsiniz.

Yazarlar

tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Olan Biten - 02

2010/03/19

Bir kaç gün önce yazdığım yazıda Oscar Wilde'ın eseri The Picture of Dorian Gray adlı romanın American Drama Group Europe tarafından sergilenecek olan, kitapla aynı ismi taşıyan ve birebir uyarlaması olan İngilizce oyunu izleme fırsatı bulacağımı yazmıştım. Ancak bütün hayallerim suya düştü. Oyun yeterli talep görmediği için gösterimden kaldırıldı. Bu nedenle, bana filmiyle karşılaştırma fırsatı verecek bu performanstan mahrum kaldım.













Madem İngilizce olmadı, o zaman Türkçe olanına bir göz atalım. 1 Nisan itibariyle Tiyatro Kutu, Dorian Gray'i Tiyatro Maan Performans Sahnesi'nde yeniden seyircilerle buluşturuyor. Onların değimiyle, "Dorian Gray Yeniden Doğuyor". Henüz bilet almadım, ancak gitme ihtimalim çok yüksek.













Bu ara yaygın olan Dorian Gray dışındaki oyunlara da şans vermek lazım. Örneğin bu akşam Tiyatro Kutu'nun Tiyatro Maan Performans Sahnesi'nde sergilediği Antigone oyununu izledim. Sophocles'in eseri olan Antigone, Tiyatro Kutu tarafından modern bir yorumlamayla sahnelendi. Kostümler ve dekor da modernlikten payını almıştı. Black Box tekniği kullanılarak sergilenen oyun beni Black Box'la tanıştırmakta başarılı ancak Antigone oyununu sahnelemekte ise pek başarılı olamamıştı. 1 saat süren oyun, oyuncuların iyi performansına rağmen konunun ağar olması nedeniyle bana pek umduğumu vermedi. Yine de Black Box ile tanışmak isteyenlere tavsiye ederim. Oyunun gösterimi Tiyatro Maan Performans Sahnesi'nde devam ediyor.

Olan Biten - 01

2010/03/13

Yazar arkadaşım Baha'nın "Şöyle Oldu Böyle Oldu" serisinin yanına ek olarak, ben de kendi "Olan Biten"lerimi aktarmak istedim. Böylece yepyeni bir seri sunuyorum sizlere.

Uzun bir zaman oldu yazmaya ara vereli. Biraz gezdim, biraz dinlendim, etkinlik etkinlik dolaştım. Okulun başlamasıyla düzenli hayata yaşadığım geçiş nedeniyle bloga da geri dönüş yaptım.

Mart oldu, İstanbul'da hayat gittikçe güzelleşir oldu. İlk baharın etkilerinin yakın zamanda tam anlamıyla gözlenebileceğini umuyorum. Ansızın yağan yağmurlar hala can sıkıcı olsa da gün batımlarını izlemek gün geçtikçe daha zevkli bir hal alıyor. Bu nedenle ellerde fotoğraf makinalarıyla deniz kenarı yolculukları yapılması şiddetle önerilir. Mesela bugün enfes bir gün batımı vardı. He ben fotoğraf makinasızdım o ayrı konu.




İstanbul Modern'in Süreli Sergi kısmında "Gelenekten Çağdaşa" başlıklı bir sergi var şu sıralar. Sanat eserlerinde geleneğe ait düşünce ve üretim biçimlerinin modern ve çağdaş sanattaki izleri tasvir ediliyor. Ergin İnan'ın karışık teknik kullanarak oluşturduğu kompozisyonları en çok ilgimi çeken ve üzerine bol kafa yorduğum eserler oldu. Bedri Rahmi'nin resimleri de görülmeye değer. Güzel eserler var, gidip görülmeli derim ben.




Pera Müzesi'nde, Picasso’nun yakın dostu ve döneminin ünlü sanat tüccarı olan Ambroise Vollard’ın siparişi üzerine Picasso tarafından üretilen ve toplam 100 gravürden oluşan Suite Vollard adlı gravür serisi sergilenmektedir. Seri Ambroise Vollard’ın da üç portresini içermektedir. Gravürlerde Picasso'nun mitolojiye ve edebiyata duyduğu aşk ortaya çıkmaktadır. Bazen başlangıç noktası olarak kabul ettiği metinler üzerinden baskılar hazırlamış, bazen de mitolojik hikayeler gibi metinleri yenide yazmıştır. Aside yedirme gibi farklı teknikler kullandığı bu gravürler kesinlikle ilgi çekici ve görülmeye değer.










Oscar Wilde'ın Dorian Gray'in Portresi (The Picture of Dorian Gray) adlı eserinin, 2009 yılı sinema uyarlaması olan Dorian Gray filmini izledim. Ben Barnes'in inanılmaz yakıştığı Dorian Gray karakterine eşlik eden Lord Henry Wotton karakteri canlandırmasıyla Colin Firth çok uyumlu bir oyunculuk sergiliyor. Önümüzdeki günlerde, American Drama Group Europe tarafından sergilenecek olan, kitapla aynı ismi taşıyan ve birebir uyarlaması olan İngilizce oyunu izleme fırsatı bulacağım. Şimdiden merakla bekliyorum.

Gagarin Sokağı

2009/12/14



İstanbul Halk Tiyatrosu'nın yeni oyunlarından Gagarin Sokağı adlı oyununun orjinali İskoç yazar Gregory Burke tarafından yazılmış olup, Mehmet Ergen tarafından da Türkçe'ye çevrilmiş ve İstanbul Halk Tiyatrosu oyuncuları tarafından 2009-2010 sezoununda sahnelenmeye başlanmıştır.


Tek perdelik bu oyun tek bir sahne dizaynıyla yaklaşık 80 dakika sürüyor. Oyun, İskoçya’nın fakir sanayi bölgelerindeki bir fabrikada geçiyor ve o fabrikada çalışan iki işçinin siyasi bir eylem gerçekleştirmek amacıyla, fabrikayı teftişe geleceğini tahmin ettikleri birini rehin aldıklarında aralarında geçen ekonomik ve komunist/kapitalist konular ağarlıklı diyaloglarını içeriyor. Dekor ve sahnelenme bakımında oldukça sade olan oyun, konu ve repliklerin ağarlığı ile dengeleniyor. Konuyu ve replikleri anlamaya uğraşan izleyicinin dekora dikkat etmeye pek zamanı kalmıyor. Sahnede dikkat çeken tek şey, dekorun üzerinde bulunan iç içe geçmiş çekiç/orak figürü oluyor.


Oyun boyunca Yıldıray Şahinler, Levent Üzümcü, Bahtiyar Engin ve Deniz Celiloğlu bütün oyunculuk yeteneklerini kullanıyor. Ancak, konu çok havada kalıyor ve espri olması amacıyla araya eklenen küfürler konuyu yumuşatmaya pek yeterli olmuyor. 90 sonrası dünyanın değişen küresel ekonomisine ağar eleştiriler savuran ve imgeler üzerinden pek çok dokundurma içeren oyun, sonlara doğru biraz izleyicisi sıkıyor.


Oyunculardan Yıldıray Şahinler ise oyun ile ilgili şöyle bir açıklama yapıyor: “Sıradan iki işçinin, çalıştıkları fabrikanın deposundan bütün dünyaya bir mesaj vermesi mümkün mü? Cevaplar olabileceğine inancımızı sürdürmemiz, bu düzeni değiştirmeyi hâlâ umut etmemiz mümkün mü? Nasıl? Bizim cevabımız evet ki ‘Gagarin Sokağı’nı yapıyoruz. ‘Nasıl? ’ sorusuna cevabı belki de ‘Nasıl yapılmaz? ’ üzerinden arayabiliriz dedik. ‘Gagarin Sokağı’ için belki şöyle diyebiliriz: Kendimizi de düzeni de tiye alarak, matrak geçerek yeni bir dünyaya inancımızı pekiştirmeye çalışıyoruz.