Uyarı!

Bu blogda sinema, kitap ve müzik ile ilgili yazılar bulabileceğiniz gibi; deli saçması üretimlerimizle de karşılaşabilirsiniz.

Yazarlar

Hiperplatonik - Bölüm 1

2009/04/14


Gerçekleşmesini isteyip bir türlü bunun imkansız olduğunu anlayamadığınız hayalleriniz olmuştur muhakkak . Erkekler söz konusu olduğunda bu hayallerin içinde en çok yer kaplayan da platonik aşk, en azından hayatın ilk çeyreği için durum böyle. Platonik aşk ise ne tek taraflı, ne de çift taraflı bir duygu. Evet, platonik aşk EN AZ üç kişiyi etkiliyor. Niye üç, çünkü arkadaşlar, platonik aşka maruz kalan (tanıma gel) kişiden daha fazla etkileniyorlar. Yanınızda X kişisinin adını sayıklayan ve durmadan onu anlatan bir birey. Muhtemel replik,


-Abi baktım sayfası boş, anladım ki geçen ders yokmuş not veriyim dedim, bir sevindi ki... Sonra da, olur ama sana bir kahve borcum olsun dedi!

-Sakin ol, önce kahveyi iç. Yavaş yavaş...

-Gözlerimin içine baktı kahve borcum olsun derken!

-Abi kalçana mı bakıcak?..


Bunun gibi abuk "ümit vak'aları" haftada iki veya üç kez görülebilir. Sabır gerek, hatta sabır taşı olmak gerek. Arkadaşlar hangi günler içindi?

Bir de platonik aşkın farkında olan bir X durumu varsa ve bunu kullanmaktan ciddi anlamda haz alıyorsa hapı yuttuğunuzun resmidir çünkü X arkadaşınızı dağıtır, o da gelir sizi dağıtır. X güldüyse bilirsiniz ki arkadaşınız bir süre ağlayacaktır. Günlerinizi gecelerinizi arkadaşınızla geçirir olursunuz, bazen parçalandığını görürsünüz ama elinizden bir şey gelmez. Medusa etkisi gibi, lanet gibi sanki, kadim lanetlerden..


DEVAM EDECEK...

Şöyle Oldu Böyle Oldu - 8

2009/04/12


Gece güzelce eğlenmişiz eve doğru yürüyoruz tramvayın izinden. Herkesi ayıran sokağa geldiğimizde yollarına gidiyor ahali, ben de kendi yolumda ilerliyorum, evin kapısını açıp direk pijama moduna geçmek için hızlanıyorum haliyle. Yatağa doğru zıplayıp, havada uyuyarak yatağa düşme fantazisi...

Göz televizyonun pilot ışığına takılıyor, ne vardır ki bu saatte? Bastık tuşa getirdik teknolojiyi odaya, bir de ne görelim; HANDE YENER!?!?!? hadddi cannn..(wtf) demeye kalmadan acaip hareketler eşliğinde dansına başlıyor, gözlerimi ovuşturuyorum, hala orda... Neyse televizyonun sesini biraz daha açınca Romeo falan dediğini anlıyorum lakin vücut her an The Exorcist filmindeki merdiven sahnesi gerçekleşecekmişcesine hareket ediyor. O an anlıyorum ki Öykü-Berk voltranı ardından listemde ikinci sıraya çoktan yerleşmiş Hande Yener. Bu durumun onun umrunda olacağını pek sanmıyorum tabi, fare dağ misali.

Biraz zorluyorum kendimi neler olacak bakalım, yayına ayna getirip soru soruyorlar, cevaplara göre inceltip kalınlaştırıyorlar sanırım kendisinin ekrandaki görüntüsünü. Neyse konuşmayalım "bir tarafımıza girebilir" maddesi işlemesin sonra.

Kral TV'de biri vardı diyince ilk akla gelen isim kimse, o da album yapmış sanırım. Şarkı söyleyecekmiş bekliyoruz. Hande Yener konuştu bir seyirci için "çok hassaslaşmış" dedi. Yapma etme otur kenarda sen, mizacına uymuyor bir kere ciddi konuşmak, konuşmaya çalışmak. Bu arada Luxus'un şarkıları çok güzel, Gogol Bordello kıyaslamasını yapacak ilk kişiye de ıslak odun ısmarlayacağız.

Bir başka konu da kulakları biraz büyük olan insanları, ellerini kulaklarının arkasına koyup biraz öne doğru Fil Jumbo hareketi yapmak suretiyle geyik malzemesi yapan toplumumuzdan bir kişinin yüzünü siyaha boyayıp Obama taklidi yapması. Niye garip gelmiyor acep, hı? Bunu yaparsanız insanlar güler, izler, takip edilirsiniz.

Zeytinyağlı karnabahar ne yahu, Mesut Yar? 1980-1990 yılları arasında doğmuş ve karnabahar ile bamya seven bir kişi tanımadım şu ana kadar, çocuğunun zeytinyağlı karnabahar yemesini nasıl beklersin? Eziyet bu. Hamburger yiyor diye şikayet etme, haklısın tabi ama çocuk yahu yemez bol şekilli şeyleri. Bol sebze koyarsın içine olur biter. Vegi-burger. Onu da istemez çocuklar ya neyse.

Çocuk ve yemek demişken, ufaklıklara yemek beğendirme-yedirme eziyetini bir komşumuzun çocuğu sayesinde yaşamıştım. Küçüklüğümde heykel ve şemsiye çikolatalardan sonra en sevdiğim yiyecek olan Tadelle king size'ı beğenmeyip ağzından şap diye halının ortasına bırakıverirdi, öndeki iki dişin sempatikliğinden dolayı ağzınızı açamıyorsunuz tabi. Bilgisayar başında duran ofis koltuğunu "nönü" olarak isimlendiren bir çocuktur kendisi. En büyük eğlencesi de nönüye tırmanarak gezdirilmeyi beklemesi. Gezme işlemi saatlerce sürebiliyor. Onun için tam olarak bir Disneyland evimiz nönü sayesinde. Nönü! Hell yeah!

Yine Hande Yener çıktı, gaçhayım...

Lazarus Rising...

2009/04/10


Dijital sanatta yavaş ama derinden ilerlemiş ve artık şaheser kıvamında eserler üretmeye başlamış bir isim David Ho. 1999 yılında ciddi anlamdaki ilk eserlerini üretmeye başlayan sanatçı günümüze dek yayınlanmış yedi "dijital sergi" kitabıyla under-rated isimler arasında yerini alıyor.

Sosyoloji eğitimine güzel sanatlar ve sanat tarihi gibi alanlardaki derecelerini ekleyip aklın derinliklerindeki karanlıkları yontmaya başlıyor David Ho. Aile köklerinden gelen Uzakdoğu mitleri ve gençlik yıllarının başında geri döndüğü Amerikan rüyasının izlerini de karanlığın izin verdiği ölçüde karıştırıyor resimlerinde. Bazıları ise ince çizginin delilik kısmında durduğundan bahsediyor sanatçının.

Sanatçıyı tarif ederken gelebildiğimiz nokta bu kadar lakin dijital eserler veren, sınırları olmayan bir isimden bahsediyoruz. Aklından geçen pek çok şeyi resmedebilen, günahın dahi resmini çizen...

Şöyle Oldu Böyle Oldu - 7


Yine bir şöyle olmuş, böyle olmuş ile karşınızdayım. Son durum bildirisinin üzerinden biraz zaman geçti, yeniledik pek çok şeyi...

Başlayalı aşağı yukarı bir ay olan İspanyolca derslerinde bir a-acaiplik hakim şu aralar. Bir haftalık ara dahi nasıl kopukluk yarattı bilemezsiniz. Yeni bir dil öğrenmek gerçekten öncekinden daha fazla çaba istiyormuş bunu anladım, üçüncü dilini alan kişilere saygım daha da artmış durumda, adamlar yapmış diyorum...

Blog olayı inanılmaz ilerledi, kaliteleri günden güne artıyor. Tepe kutucuktaki blogları takipte kalınız, hepsi alanlarında "olmuş" kişilerdir.

Bizim alanımıza dönersek yorumlarda inanılmaz bir "adsız" artışı var. Hesabıma her giriş yaptığımda selamlıyor isimsiz yorumlar, çoğu tek kelime, fikirler de gayet net ortaya konuyor. Durumdan şikayet ediyor değilim fakat yorum sonuna bir isim sıkıştırılsa hiç de fena olmaz hani.

Bir diğer konu blogda verilen adrese gelen film yazılarının artması ve haftanın beşlilerinin geri dönmesi ile ilgili mail. Vizeler nedeniyle uzak kaldım pek çok şeyden, sabah bir süreliğine uyanıp sınava gitmek ve gece geç saate kadar not toparlamak ile geçti şu 10 gün. Yarın son vizeme girip bir Uzakdoğu masaj salonu arayacağım kendime. Gerçi Çinliler onu da imite etmişlerdir, uzak durmalı. Losyon diyerekten makine yağı ile yağlayabilirler insanı. Çıkınca da şehrin en parlak insanı oluverirsiniz gece-gündüz yanan ışığınızla, aman diyim. Şaka bir yana masaj güzel bir şey, yapın-yaptırın.

Bir de havalar ısındıkça hasta olan insan sayısı artıyor, prematüre arkadaşlarımız kısa kollu gezmeye başlayınca üşütüyorlar haliyle. Çevrelerine de bulaştırıyorlar ayrıca. Bizde ise durum aynı, yarın Eskişehir'e kar yağsa bir kişi çıkıp "n'oluyoruz abi?!" demez. Sabah sıcak gibi gecenin ise bir ayarı yok. Norveçli balıkçılar gibi gezen insanlar mevcut halen.

Şekil ve düzen kaygısı gözetmeksizin yazmaya devam ettiğimiz serinin bu ayağını da sonlandıralım. Haftasonu görüşürüz diyerekten ateşleyelim sağdan sağdan...

****

kullanılan resim, copyrighted, David Ho.

Uni-Rock Fest II

2009/04/09


Hakkındaki yazılar parça parça olmasın diyerek Uni-Rock Fest II haberlerini hep ertelemiştik. Arch Enemy ve Paradise Lost ikilisi dahi organizatörlerin gittiği yolu belirtmeye yeter. Çok güzel olmuş diyor, bu tarz isimlerin yurdumuzdan sıklıkla geçmesini diliyoruz. Festivallerin tam programı ve bilet fiyatları da açıklandığında her açıdan karşılaştırmalarımızı yaparız.

Rock'n Coke 2009, Kesinleşen İsimler

2009/04/08


Kesinleşen isimleri verelim, ayrıca eklemeli ki Yüxexes programında koparılan Foo Fighters yaygarası yalan çıktı.


Linkin Park

The Prodigy

Juliette Lewis and The New Romantiques

Kaiser Chiefs

Nine Inch Nails

Santigold

Jane's Addiction


Bir yıl ara verip yukarıdaki listeyi sunmaları nasıl bir olaydır anlaşılamaz gerçekten. Gerçi kriz ortamında yapılabilecek bir şey yok. Rock Werchter listesine ise bakmayın, orada kriz yok, muhtemelen bilet fiyatları arasında pek fark da olmayacak. Neyse, en iyi seçim Jane's Addiction gibi duruyor, Nine Inch Nails ve Juliette de var. Bir tane indie grubu barındırmayan bir festival yapıyorlar ne kadar güzel. Kaiser Chiefs demeyin sakın, ıslak odunla bekleyenler varmış. Gidecek kişilere şimdiden iyi eğlenceler. Bize de Masstival'in line-up'ını beklemek düşer...

Rock'n Coke 2009 #2

2009/04/07


Sanırım bu habere benden fazla sevinen çok az kişi vardır, Juliette & The New Romantiques 18 Temmuz 2009'da Rock'n Coke sahnesinde! Canlı performansı en çok övülen gruplardandır kendileri. Şimdi imaj düzelmeye başladı işte...

Freddy Krueger Geri Dönüyor

2009/04/05


İlki 1984 yılında gösterilen ve 2003 yılındaki Freddy vs. Jason rezaleti ile noktalandığı düşünülen Elm Sokağında Kabus serisinin rahatsız kahramanı Freddy Krueger, rüyalara geri dönüyor. Projeyi diriltme görevi edinmiş yapımcı ise Armageddon, The Island ve Transformers filmlerinden hatırladığımız usta yönetmen Michael Bay. Yönetmen koltuğunda da genelde reklam filmleri ve klip çekimleri ile tanınmış, aynı zamanda Iron Maiden'ın 1992 tarihli Donington Live video kaydının da yönetmenliğini yapmış olan Samuel Bayer oturacak.

Freddy karakteri ile özdeşleşen Robert Englund'un kırmızı çizgili kazağını yeni filmde Watchmen filminin Rorschach'ı Jackie Earle Haley giyecek. Wes Craven kaleminden çıkmış bir efsanenin yeni senaryosu ise projeye hafif kalacak bir isim olan Wesley Strick tarafından yazılıyor.

Proje ile ilgili netleşen bilgiler şimdilik bu kadar. Unutmadan gösterim tarihinin 2010 yılı olarak planlandığını da ekleyelim. Freddy Krueger, en sevdiği aktiviteye geri dönmek için uzun süre bekledi ve dönüşü epey "kanlı" olacağa benziyor.

Penthousy Prophet

2009/04/04


4. sezon 18. bölüm itibariyle kartlar açık oynanmaya başladı desek yalan söylemiş olmayız. Cehennem tarafının elit kuvvetlerinin savaşta baskın taraf olduğunu görmeye alışmışken cennet tarafı masaya yumruğunu -biraz geç de olsa- vurmaya başladı. Gerçi zorunlu bir durum sayesinde görebildik yüksek meleklerden birini ancak hikayenin derinleşmesine yetti. Prophet meselesi işin biraz suyunu çıkarsa da Dean'in prophet için yaptığı "bundan olsa olsa penthouse forum üyesi olur" yorumu yardı geçti. Lillith ise yavaştan tırsmaya başlamış durumda, kıyamet gününü getirmeyi başarabilse dahi gerek Sam, gerek sağlam melekler ki Dean de o zaman bazı güçler edinmiş olacak, nedeniyle sağ çıkamayacağının farkında. Neyse, sezon finali olan 4x22'ye kadar bir-iki çerez bölüm izleriz sanırım, sezonun son bölümünde de Sam, Dean, Castiel, Anna ve yeni katılacak melekler son mühürü savunacaklarmış. Bölümün özetini ortaya atıp 3-4 hafta bekleyin demiyorlar mı...

Santana @ İstanbul, 6 Temmuz 2009

2009/03/28


Mekan Kuruçeşme Arena.

Rock 'n Coke 2009

2009/03/26


Bir yıllık aranın ardından yurdumun en tartışmalı müzik organizasyonu R'nC geri dönüyor, tarih 17-18-19 Temmuz, yer Kurtköy. Tarihin önceki yıllara göre öne çekilmesinin nedeni muhtemelen Ramazan Ayı.


Festivalin 6. ayağına yine pek çok "duyum" ile start verildi. Yine ortaya atılan grup isimleri ve spekulasyonlar olacaktır muhakkak fakat ilk kesinleşen grubu açıklayalım, Linkin Park... Organizatörlerden resmi bir açıklama gelmese de grubun resmi sitesi 19 Temmuz'da Rock 'n Coke sahnesinde olacaklarını müjdelemiş. İlk isim böylece belli oldu.


Önceki etkinliklerine nazaran bu yıl R'nC sahnesinde görülmek istenen sanatçıların oylandığı anket yok, ankete verilen cevapların pek işe yaramadığı düşünülürse isabet olmuş. Ankette çıkan kimseyi getirememişlerdi zaten. Bu yıl biraz daha farklı olacak gibi, bozulan imajı yenileme gayesi var ortada. Yeniden bir araya gelmiş bir Faith No More ve Interpol imajı düzeltir ve artıya çıkarır. Queens of the Stone Age de olabilir, Sigur Ros da... Çok şey istiyoruz sanırım. Rihanna falan gelmediği sürece sorun yok. Malum 50 Cent gördü bu festival geçmişte.

Kerem Beyit

2009/03/21






all copyrighted

...And Justice For All

2009/03/20


Şu ekran görüntüsü tüm bölümü özetlemeye yeterli. Henüz izlememiş olanlar vardır belki, o yüzden yazıyı erteliyorum. Hevesler kaçmasın.

Creedence Clearwater Revival

2009/03/16


Iron Butterfly, Jefferson Airplane gibileri... Eskiden çok daha iyi müzik yapılıyormuş, arada sadece bir nesil olmasına rağmen neler dönmüş... Nasıl değişmiş müzik. "Evrim" doğru kelime mi, emin değilim.

Creedence Clearwater Revival, kısaca CCR, bir country müzik efsanesi olarak yaşıyor. Who'll stop the rain ile giriyorlar evlere, şöyle bir esip 2 dakika civarı, çıkıyorlar karamsarlığı alıp. Günümüzde 50li yaşlarının sonlarını yaşayanlarda o zaman bıraktıkları etki şimdinin 20lilerinde de devamlı. Yıllar geçtikçe daha da değerlenmişler aslında. Proud Mary halen çalıyor, Walking on the water takip ediyor, hatta ve hatta Rolling Stones'dan dinleyince dahi burun kıvırmaya başladığımız Sussie Q var ortada. Büyüyle kompoze etmişler sanırım müziklerini.

Bir de "I heard it through the grapevine" coverları var tabii. Değinmeden geçmemeli. Yolu uzattırır insana sonunu getirebilmek için. Böyle gruplar pek yok artık, çabuk tükeniyor şarkılar. O dönemde yaşamadığım için pek karşılaştırma yapamıyorum lakin ayırt etme yetisine sahip her insan bir iki şarkıdan sonra dahi karar verebilir, teknoloji müziği bozmuş sanki...

Hope Sandoval


Supernatural Superserious


Dördüncü sezon 16. bölüm yayın tarihi Amerika'da 19 Mart. TNT Türkiye'de 2010. S04.E10'da Alastair "potestas inferna, mi confirma" ile az daha Castiel'i harcıyordu. Perşembe Alastair avı olasılıklar dahilinde.

Dizi 4. sezonda iyice rayına oturmuş durumda, cennet ve cehennemin büyük oyuncuları çıkmaya başladılar sahneye. Bu arada 5. sezonun çekileceği bilgisi de verildi, final sezonu olup olmayacağı hakkında bir haber yok. Böylece tüm mühürlerin kırılacağını da doğrulamış oldu yapımcılar. Aslında hikayenin şu gidişatından dahi 7 sezonluk iş çıkar hiç zorlamadan. Neyse, iyidir...

Yol Arkadaşları - 7

2009/03/14




Spotify çalma listesi için tıklayın.

1. Quiet Riot - Bang your Head
2. Rush - Working Man
3. Boston - Peace of Mind
4. Foreigner - Hot Blooded
5. Filter - Hey Man Nice Shot
6. Fall Out Boy - Sugar We're Going Down
7. AC/DC - Shoot to Thrill
8. Billy Squier - Too Daze Gone
9. Ratt - Round and Round
10. Bad Company - Movin' On

Üçleme, Değişiklik


Son dakika aksiliği olmazsa olmaz tabii ki. Cumartesi gecesi 00:00 ve 04:00 seanslari iptal olmuş, etkinlik boylece pazar gunune uzamis gorunuyor. Açıklama şöyle,
"Arkadaşlar, üniversite yönetiminin aldığı karar doğrultusunda etkinliğimizin gece 24:00'da sonlandırılması istendi. Tüm çabalarımıza rağmen üniversite bu kararından vazgeçmedi. Bu sebepten ötürü gece 24:00 ve 04:00 seanslarını çok üzülerek iptal etmek zorunda bırakıldık. Gösterim takviminin ilk iki gününde bir değişiklik olmayacak. Cumartesi günü ise öğlen 12:00 ve gece 24:00 arasında üçlemeyi göstereceğiz. Ayrıca festivali 1 gün daha uzatıp pazar günü de öğleden gece yarısına dek üçlemeyi sizlerle buluşturmayı planlıyoruz. Anlayışınız ve desteğiniz için şimdiden teşekkürler."

Üçleme, Tanıtım

2009/03/13


Sinema Anadolu, Üçleme Günleri


Bir Sinema Anadolu klasiği haline gelen üçleme yayınları bu yıl Karayip Korsanları serisi ile devam ediyor. Klasik haline gelmiş film serilerinin gösterimlerinden oluşan etkinlik üç gün sürecek. Son günün gösterimleri ise gece sona erecek ve kapanışı yapacağız. Diğer yandan, bu yılki en güçlü aday Geleceğe Dönüş (Back to the Future) serisiydi fakat son anda değişiklik oldu sanırım...

Sinema kulubunun etkinlikleri hızla devam edecek. Yavaştan Uluslararası Film Festivali de yaklaşıyor zaten. Şimdi etkinliğin Facebook sayfasındaki açıklamayı aynen yapıştırıyorum,

"Karayip Korsanları üçlemesi 19 - 20 - 21 Mart tarihlerinde Sinema Anadolu'da seyirci ile buluşuyor!

21 Mart gecesi sabaha dek 3 filmin art arda gösteriminin yanısıra barbeküde sucuk ekmek ve patlamış mısır keyfi de Sinema Anadolu önünde sizlerle olacak. Gösterim programı ve filmler hakkında bilgi Sinema Anadolu'da ve tüm şehirde! Ayrıca, 21 Mart Cumartesi gecesi için kombine daviyetiyelerinizi salı gününden itibaren Sinema Anadolu gişesinden temin edebilirsiniz."

Şöyle Oldu Böyle Oldu - 6

2009/03/08


Tatile fazla kaptırdık kendimizi, adapte olmak zor oldu okula yine, yeni, yeniden... İkinci haftadan başlayan tokatlar uyandırdı bünyeyi, neler olur bilinmez, ilk dönemki performans yakalanmalı bir şekilde.

Uzun arayışların ardından kafamdaki gibi bir İspanyolca kursu bulabildim. Zamanımızı da ayarlayabilirsek çok güzel olacak. Sonraki evre de Hollanda'ya gidip Dutchman'den Hollandaca öğrenmek olacak umarım. Kovmazsa tabi. Kovarsa da ne yapalım, kısFmet...

Türk sineması 2009'u harika geçirecek gibi. İvedik harici filmler çok iyi gerçekten, bir tane boş yok aralarında. İvedik'i tartışmayacağım, gidin gülün amaçsız, zaten yegane gayesi filmin.
Watchmen şu aralar almış başını gitmiş durumda. Herkesin diline pelesenk olan bu filmi henüz izleme fırsatı buldum ve fikrim şudur ki; "olmuş"...

Öykü-Berk kardeşlere rastlayamıyorum uzun süredir, malzeme çıkmayacak sanırım artık. Ne yapalım, ona da kısfmet.

Hadise'nin şarkısı ile ilgili blog mail adresine iki mail gelmiş, yani amaç nedir anlayamadım. Hakkında yazamam, Eurovision bilgim sıfır tabanlı olmak üzere Hadise ile ilgim gazetede gördüğüm Eurovision kıyafetiyle sınırlıdır. fıstıkyeşili'ni takip edin arkadaşlar.

Soda ve elma suyu karışımı geri döndü! Arjantin bardakta 200'er mL'lik karışımlar halinde yutulan bu iksir tüm gün diri tutuyor... -yalan tabii ki- Rahatlatıcı diyebiliriz.

Eski dostlarla karşılaştık kısa kaçamakta, evlenip çoluğa çocuğa karışalım diyorlar 85li halleriyle, kendilerinden minimum 12 ay uzakta olan "ben" ise korkarak yudumladım kahvemi, biramı, kahveli biramı, Efes Dark Brown güzel olmuş gerçekten. Çekirge misali atlayalım.

Havelka Eskişehir, servis hızlanınca çok daha iyi olacak sanki. Nargile çok iyi fakat en iyi değil -Özkan, Erdek, Selamlar-

Kettle'da kireç çözücü kaynattım ve yaklaşık 15 kez durulamama rağmen halen köpürüyor. Çözümü olan yorumlara iliştirsin.

İmla ve şekil kurallarının önemsenmediği yegane serimiz olan geniş kapsamlı ve çoktan saçma bir şöyle olmuş, böyle olmuşun daha sonuna geldik. Bu arada tekrar bıraktık kelebekleri. Dönmesinler daha geri. Pls, ltf, tskrler.

-----

Photo, copyrighted, artlavart

Yol Arkadaşları - 6

2009/02/26





Spotify çalma listesi için tıklayın.

1. Interpol - Take you on a Cruise
2. Rush - Tom Sawyer
3. Pearl Jam - Even Flow
4. Poisonblack - Nail
5. Chiasm - Isolated
6. Bad Religion - Epiphany
7. Jefferson Airplane - Somebody to Love
8. Chris Isaak - Life will Go On
9. Strata - Coma Therapy
10. Terence Blanchard - 25th Hour Final Theme

Faith No More Yeniden


Resmi açıklama geldi ve grubun birleştiği açıklandı. Hatta çok uzun süre geçmeden yeni bir albüm patlatacakları haberi salındı ortalığa Amerikan grup tarafından...

Tam 11 yıl sonra geldi birleşme. Nisan 1998'de dağılan grubu birleşmeye iten en büyük nedenin Mike Patton'ın ısrarları olduğu söyleniyor. Metallica ve Guns N Roses üyelerinin dahi favori grupları arasında saydığı, Interpol, Incubus ve Tool gibi grupların ilham kaynağı olmuş Faith No More, bu dönüşüyle yeni birer Ashes to Ashes, Epic, Digging the Grave sunmaya çalışacak. Rock müzik kültürünün gün geçtikçe değişik hallere büründüğü dünyada neler yapabileceklerini göreceğiz.

The Unbearable Lightness of Being

2009/02/25




"...until God split them in two, and now all the halves wander the world over seeking one another. Love is the longing for the half of ourselves we have lost."

Bir benzeri daha gelir mi, sanmam...

Convention Anadolu - Con An V

2009/02/23


Anadolu Üniversitesi FRP Topluluğu'nun her yıl Mart ayında düzenlediği buluşmanın 5. ayağı 14-15 Mart tarihlerinde gerçekleşecek. Etkinlik hakkındaki tüm bilgiler henüz netleşmese de Yunusemre Kampüsü Öğrenci Yemekhanesinde gerçekleşecek bilgisi var elde. Mekan gayet iyi. Programın netleşen çerçevesini facebook grubundan aynen aktarıyorum, hazırlayan arkadaşın ellerine sağlık. Harika bir program olmuş. Sponsorlar da gayet iyi seçilmiş.

--1. Gün 13.03.2009 CUMA--

Katılımcıların Karşılanması ve Yerleştirilmesi

--2. Gün 14.03.2009 CUMARTESİ--

09:30 – 10:00 Açılış Konuşması

10:00 – 12:00 Oyunların İlk Yarısının Oynanması

12:00 – 13:30 Öğle Yemeği

13:30 – 18:00 Oyunların İkinci Yarısının Oynanması

18:45 – 19:45 Akşam Yemeği

20:15 – … Akşam Eğlencesi

--3. Gün 15.03.2009 PAZAR--

09:30 – 12:00 Oyunların İlk Yarısnın Oynanması

12:00 – 13:30 Öğle Yemeği

13:30 – 18:00 Oyunların İkinci Yarısının Oynanması

18:00 – 18:30 Kapanış Konuşması

Etkinliğimizin genel programı yukarıda belirtildiği gibidir. Bu sene öğle yemeklerimiz DOMİNOS'tan. Ve iki gün boyunca sabah ücretsiz açık büfe poğaça servisimiz bulunmaktadır. Ayrıca D&R ve NEZİH açacağı standlarda kitap, figür, kart oyunları ve zar setlerini indirimli olarak sergileyecekler.

14 Mart Cumartesi günü oyunlar bittikten sonra yine indirimli olarak akşam yemeği yemeye gideceğiz. Ardından SOKAK KAFE/BAR'da indirimli içkilerimizi yudumlarken bolca sohbet etme fırsatı bulacağız. Daha sonra saat 11.30 civarında dileyen arkadaşlar ile GLOW da 333 konserinde kafa dağıtacağız. Şehir dışından gelen katılımcılar için ücretsiz kalacak yer sağlanmıştır.


1 Ağustos 2009, Fatboy Slim @ İstanbul

2009/02/17


2009 yılı da konser çılgınlığıyla geçeceğe benzer. Fatboy Slim 1 Ağustos 2009 gecesi Turkcell Kuruçeşme Arena'da. Detaylar daha sonra netleşecek. Konser tarihi muhteşem yalnız, Brimful of Asha ve Weapon of Choice harika olacaktır o havalarda.

Years of Refusal Çıktı

2009/02/16


Albümden çıkan ilk single I'm Throwing My Arms Around Paris'in üzerine bir yazı yazmış, devamını albümün tamamı elimize geçince yazacağız diyerek noktalamıştık. Aşağı yukarı bir hafta geçti ve albümün tamamını yeterince dinleme fırsatını bulduk. Yurtdışında bugün satışa sunulmasına rağmen sanırım epey zaman geçecek Türkiye'de bulabilmek için. Neyse diyor albüm hakkındaki görüşlerimize başlıyoruz...

Şarkıların sıralanışının albümü daha da güzelleştirdiğini belirtmeden geçmemeli. Morrissey ise bildiğimiz havasından biraz uzakta, karamsarlık dağılmış. "Vazgeçmişlik" durumu seziliyor şarkılarda. Sanki bazı şeylerden uzak olmaya alışmış, kararsız istekler ve sonu belirsiz anılardan oluşan lirikleriyle albüm genel Morrissey tarzını tam olarak yansıtmasa da gerçekten güzel olmuş. İlk başlarda beğenmeyerek dinlediğiniz şarkılar sabah yataktan kalkınca mırıldandığınız sözler olabiliyor. Mama Lay Softly on the Riverbed ve When Last I Spoke to Carol albümün öne çıkan parçaları, aynı zamanda Morrissey tarzına en uzak şarkılar olarak dikkat çekiyorlar. Sorry Doesn't Help ve It's not your Birthday Anymore ise bildiğimiz alıştığımız tarzdan. Evet bu albüm başka, ayrı güzel. Hakkında son bir söz söylemek gerekirse "olmuş". Yine de bir You are the Quarry beklenmemeli.

19 Nisan 2009, Opeth @ İstanbul

2009/02/11


Opeth 19 Nisan 2009'da Maçka Küçükçiftlik Park sahnesinde. Detaylar ise ilerleyen günlerde netleşecekmiş. Bu arada, Maçka Küçükçiftlik Park neresi ola ki?

Years of Refusal

2009/02/04


Morrissey son bir albümle veda etmeye karar verdi müzik hayatına. Years of Refusal, 16 Şubat 2009'da piyasaya çıkıyor. Yayınlanan ilk single I'm Throwing my Arms Around Paris, Morrissey'in fark yaratan tarzından uzaklaştığı eleştirisini de beraberinde getirdi. Malum sitelere albümün full versiyonu düşmüş, beğenmeyenler çoğunlukta. Dinlemediğim için bir yorum yapamıyorum fakat şarkıların geneli single örneğindeki gibi ise Morrissey kendisinin de dediği gibi en iyi albümünü yapmış olabilir. You are the Quarry gibi bir albümden sonra büyük bir söz söylemiş fakat mümkün görünüyor öngörüsü. "Bildiğin Morrissey şarkıları işte" gibi bir albümle veda etmektense üzerinde biraz sos gezdirmiş gibi görünüyor Morrissey, en azından single izlenimi bu şekilde. 16 Şubat'ı izleyen tarihlerde albümle ilgili daha geniş bir yazıyı sizlerle paylaşırız, bakalım neymiş ne değilmiş...

Das Experiment

2009/02/01




Üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen hatırladıkça gerildiğiniz olaylar vardır muhakkak. Onu hatırlatan en ufak detay bile yüz ifadenizi değiştirir, "iyi ki bitti gitti ya" der insan kendi kendine, uzamamalıydı bu olay... Das Experiment de bu kategoride, hayatta sadece bir saat elli dakikalık bir dilimi kaplamasına rağmen...

Adı üstünde, bir deneyi anlatıyor filmimiz, yapay bir hapishanede geçecek 14 gün karşılığında 4000 Mark vaadeden bir deney. Denekleri bulmak için verilen gazete ilanı, başvuru, geçmişin incelenmesi ve mulakat derken denekler bulunur ve görev dağılımı yapılır. Deneklerden bazıları mahkum olurken diğerleri de gardiyan rolündedirler. Deneyin sonuçlarının tutarlılığı açısından hapishane "yapay" sıfatını gazete ilanında bırakmıştır. Mahkumlar gardiyanların emirlerine ve hapishanenin kurallarına uydukları sürece sorun çıkmayacaktır fakat aksi ruhlu bir mahkuma son derece düşük özgüvenli bir gardiyanın da eklenmesiyle deney amacından çıkar ve kişisel egoların çarpışmasına döner, ayrıca hikaye boyu gerilim vaadeder. Sürprizi bol bir ürün sunar ortaya, bitmesini istemediğiniz fakat sonu geldiğinde gevşediğiniz bir yapıt çıkarır karşınıza. Günler sonra hatırladığınızda, ne kadar beğendiyseniz de tekrar izlemek istemediğinizi tekrarlarsınız çevrenize. Das Experiment'in gerilimi tamamen sosyolojik tabandadır, içinize işlemesi olasıdır...

Kısacası Das Experiment sonunu bilerek başladığınız bir aşk gibidir. Zevkle yaşar, kaçarcasına uzaklaşırsınız...