Uyarı!

Bu blogda sinema, kitap ve müzik ile ilgili yazılar bulabileceğiniz gibi; deli saçması üretimlerimizle de karşılaşabilirsiniz.

Yazarlar

Mary and Max

2010/04/12



Uzun bir ara vermiştim filmlerle ilgili yazmaya. Çünkü yetişemiyorum, daha doğrusu hangi filmle iligli yazmak istediğime karar veremiyorum. Bu ara bir kararsızlık var üzerimde, sormayın gitsin. Animasyon film müptelası biri olarak, yeniden bir animasyon film üzerine yazmaya karar verdim. İşte Mary and Max.








Sometimes perfect strangers make the best friends.



Küçük çocukken kahramanlar yaratırız kendimize. Bazen hayali kahramanlarımız olur, bazen ise kahramanlaştırırız etrafımızdaki. Öyle bağlanır öyle kendimizi kaptırırız ki onlara, gerçeklik ve yanılsama arasında gider geliriz.



Bir heycandır aslında bir mektup arkadaşı edinmek çocuklar için. Başka bir dünyayı görmeye çalışmak kelimerle. Anlamaya ve kavramaya çalışmak farklılıkları. Yargılanmadan karşındakine içinden geçenleri yazabileceğini bilmektir mektup arkadaşı edinmek. Ve Mary de öyle yapar.

Mary, yabancının hayatına apansızın giriverir. Basit, masum ve çocuksu bir mektupla başlatır ömür boyu süren macerasını. İki apayrı insan arasında bir arkadaşlık girişimidir Mary'nin yaptığı ve karşılıksız da kalmaz. 8 yaşındaki Mary ile 44 yaşındaki Max mektuplarıyla 20 yılı, 2 kıtayı ve 2 farklıinsanı birbirine bağlarlar.

Öyle bir film ki, masum ama tecrübesiz değil. İzleyiciyi kasti olarak arkadaşlıkları sorgulamaya itiyor. Günümüz yaşamının sorunlarından bir derleme yaratılarak siyah, beyaz ve kırmızı renklerin ağarlıklı kullanıldığı film, animasyon olmasına rağmen buram buram gerçekçilik kokuyor.


Can acıtan yalnızlıklar, tabu konuların sorgulaması (din ve cinsellik gibi), aşk, yaşam ve ölüm. Bu filmde ne ararsanız var.

Anathema Türkiye Turnesi, Mayıs 2010

2010/04/11


Artık kendilerini bir yerli grup edasıyla karşılıyoruz şehirlerde çünkü çaldıkları mekanları en az bizim kadar iyi tanıyorlar. Bu kaçıncı ziyaretleri bilemiyorum ancak son olmayacağı kesin. Anathema, yeni bir Türkiye turnesi için hazırlanıyor. Türk dinleyicilerin grubun en sadık dinleyici gruplarından biri olduğunu kanıtlar şekilde yılda en az bir turne gerçekleştiriyorlar yurdumuza. Turne Antalya'dan başlayıp, İzmir'de sona erecek. Program ve mekanlar aşağıdaki gibidir;

3 Mayıs Pazartesi, Atatürk Kültür Parkı - Antalya. Ücretsiz. Antalya BŞB Gençlik Etkinlikleri.

5 Mayıs Çarşamba, 222 Park - Eskişehir. Tam 22,5 TL, Öğrenci 17,5 TL

6 Mayıs Perşembe, Resimli Bar - Bursa. Tam 34 TL, Öğrenci 29 TL

7 Mayıs Cuma, Refresh The Venue - İstanbul. Sahne Önü 54,5 TL, Normal 39,5 TL

8 Mayıs Cumartesi, Ankara Gösteri ve Kongre Merkezi. Sahne Önü 54,5 TL, Normal 39,5 TL

9 Mayıs Pazar, Soyer Kültür ve Sanat Fabrikası - İzmir. Sahne Önü 54,5 TL, Normal 39,5 TL


Efes Pilsen One Love Festival Detayları Açıklandı

2010/04/08

Efes Pilsen One Love Festival detayları açıklandı.

İşte festivale katılan gruplar:
  • GROOVE ARMADA
  • THE TING TINGS
  • DE LA SOUL
  • THE WHITEST BOY ALIVE
  • WILD BEASTS

Festival, 19-20 Haziran’da Santralistanbul’da gerçekleştirilecek ve bu yılki organizasyon ile birlikte dokuzuncu kez müzikseverlerle buluşacak. Festival alanına girişler saat 14:00 itibariyle yapılabilecek. Bilet fiyatları ise; TAM: 50,00 TL ÖĞRENCİ: 33,50 TL

16

2010/04/05


Kurt Cobain'in ölümü üzerinden bugün tam olarak 16 yıl geçti. Günümüz yirmili yaş neslinin büyük bir çoğunluğunun kulaklarına gürültüyü ilk çalan isimlerdendi kendisi, diğer yandan artık Metallica ve diğer pek çok "baba" grubun da yaşadığı küçük görülmenin müzdaribi. İki yeni grup keşfedenin "yaa ne Nirvana'sı, Metallica'sı" haline geldiği zamanlarda değeri bilinenlerce halen el üstünde tutuluyor tabii ki. "Bu albümü çocuklara, torunlara saklamak lazım" düşüncesine dahil grubun frontmani; yaptığın müzik çok değişti be abi. Neler oldu bir bilsen...

The Cranberries, Konser Detayları


The Cranberries konserlerinin detayları netleşmeye başladı. İstanbul ayağı Maçka Küçükçiftlik Park'ta. Bilet fiyatları ise normal bilet 78 TL, sahne önü ise 165 TL olarak belirlenmiş durumda. Çeşme ayağının detayları ise henüz netleşmedi, bir gelişme olduğunda bu postu yukarı çekeriz.

19/20 Haziran 2010, Efes Pilsen One Love Festival @ İstanbul

2010/04/01


Artık bir klasik haline gelen, her yazın açılış festivali Efes Pilsen One Love Festival 9uncu kez tekrar İstanbul'da bizlerle buluşuyor. 19 & 20 Haziran tarihlerinde, Santralistanbul' da gerçekleşecek olan festivalde yer alacak olan gruplar ile ilgili henüz açıklama yapılmadı. Konser detayları ve bilet fiyatları ile ilgili henüz bir haber yok. Beklemedeyiz...

U2 İstanbul Konserindeki Ön Grup Belli Oldu

2010/03/31

Daha önce Baha'nın duyurduğu U2 konseri ile ilgili yeni gelişmeler var.

SNOW PATROL, U2'nun ön grubu olarak 6 Eylül günü İstanbul'da sahne alacak. Alternatif Rock grubu olan Snow Patrol, şu ana kadar 4 albüm yayınlamıştır. Eğer tarzları ile ilgili bir fikir edinmek isterseniz, Chasing Cars, Signal Fire ve Open Your Eyes şarkılarını tavsiye ederim.

Hah!


Josh Groban'in ne kadar iyi bir sesi olduğunu biliyorduk, kelimelerle oynamakta da ustaymış meğer; twitter ve facebook aracılığıyla, eğlenceli bulduğu meşgalelerinden birini açıklıyor abimiz,

"I love going out to eat alone. It gives me space to look around and really appreciate what a funny looking species we are"

2 Ekim 2010, Scorpions @ Turkey

2010/03/30


Konser haberi yağmaya devam ediyor. 2 Ekim 2010'da Scorpions Türkiye'de olacak.

Haziran 2010 Lady GaGa Konseri, Belirsizlik


Linkte belirttiğimiz konser haberi gerçeğe dönüşmeyeceğe benziyor. Bilet sitelerinden halen haber gelmemesi ve Lady GaGa'nın Ağustos ayına dek gerçekleştireceği konserlerin resmi tur programını açıklamasının ardından takvimde Türkiye'nin görünmediğini de ekleyelim. Haberler geldikçe paylaşmaya devam edelim.

Özel Kuvvetler (The Men Who Stare at Goats)

2010/03/27

No goats. No glory.

Özel Kuvvetler (The Man Who Stare at Goats), Jon Ronson'un 2004 yılında yayınladığı aynı adlı romanından bir sinema uyarlamasıdır. Yönetmenliğini Grant Heslov'un yaptığı filmde baş rolleri George Clooney, Ewan Macgregor, Kevin Spacey ve Jeff Bridges paylaşmaktadır. Savaşla ve savaş ile ilgili kavramalarla çok ince bir şekilde alay eden eğlenceli bir film. Ancak, komedi filmi sanıp da sadece gülmek için bu filmi izlemek yanlış olur. Çünkü bu filmden alınması gereken çok güçlü mesajlar vardır. Özellikle Amerikan ordusu ile ilgili çok ince dokundurmalar bulunmaktadır.

Eğer insanın isterse gerçekten bir şeye inanabileceği ve inancı olursa o inanç uğruna neler yapabileceği filmde işlenen bir tema. Bu temayla özdeşleşmiş olan Clooney'nin canlandırdığı Lyn Cassady zaman zaman absürd zaman zaman deli ve genelde inançlı bir karakter çizmektedir.

Ve, bence bu film kesinlikle izlenmelidir.

13 Temmuz 2010, Massive Attack @ İstanbul





13 Temmuz 2010'da, Turkcell Kuruçeşme Arena'da muthiş grup Massive Attack ile buluşuyoruz. Bilet fiyatları; normal bilet 77 TL ve sahne önü 160 TL olarak belirlenmiş durumda.

17 Temmuz 2010, Faithless @ İstanbul

2010/03/23


Mekan ve bilet fiyatları yakında açıklanacak.

Olan Biten - 02

2010/03/19

Bir kaç gün önce yazdığım yazıda Oscar Wilde'ın eseri The Picture of Dorian Gray adlı romanın American Drama Group Europe tarafından sergilenecek olan, kitapla aynı ismi taşıyan ve birebir uyarlaması olan İngilizce oyunu izleme fırsatı bulacağımı yazmıştım. Ancak bütün hayallerim suya düştü. Oyun yeterli talep görmediği için gösterimden kaldırıldı. Bu nedenle, bana filmiyle karşılaştırma fırsatı verecek bu performanstan mahrum kaldım.













Madem İngilizce olmadı, o zaman Türkçe olanına bir göz atalım. 1 Nisan itibariyle Tiyatro Kutu, Dorian Gray'i Tiyatro Maan Performans Sahnesi'nde yeniden seyircilerle buluşturuyor. Onların değimiyle, "Dorian Gray Yeniden Doğuyor". Henüz bilet almadım, ancak gitme ihtimalim çok yüksek.













Bu ara yaygın olan Dorian Gray dışındaki oyunlara da şans vermek lazım. Örneğin bu akşam Tiyatro Kutu'nun Tiyatro Maan Performans Sahnesi'nde sergilediği Antigone oyununu izledim. Sophocles'in eseri olan Antigone, Tiyatro Kutu tarafından modern bir yorumlamayla sahnelendi. Kostümler ve dekor da modernlikten payını almıştı. Black Box tekniği kullanılarak sergilenen oyun beni Black Box'la tanıştırmakta başarılı ancak Antigone oyununu sahnelemekte ise pek başarılı olamamıştı. 1 saat süren oyun, oyuncuların iyi performansına rağmen konunun ağar olması nedeniyle bana pek umduğumu vermedi. Yine de Black Box ile tanışmak isteyenlere tavsiye ederim. Oyunun gösterimi Tiyatro Maan Performans Sahnesi'nde devam ediyor.

31 Mayıs 2010, Bob Dylan @ İstanbul

2010/03/16


Üniversiteliler için final döneminin tam ortası, onun dışında yılın en büyük konser haberi. Bob Dylan, 31 Mayıs 2010 Pazartesi gecesi Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda olacak.

Geliyor! Geliyor! İstanbul Film Festivali Geliyor...

2010/03/15

İşte beklenen 29. Uluslararası İstanbul Film Festivali...



Her yıl yeni filmler keşfedebilmek için heyecanla beklediğim Uluslararası İstanbul Film Festivali'ne çok az kaldı. 3-18 Nisan 2010 tarihlerinde gerçekleşecek olan festivalin biletleri 20 Mart Cumartesi gününden itibaren satışta olacak. Biletleri, Biletix'ten, İKSV binasından ya da festival sinemalarından (ki bunlar Atlas, Yeni Rüya, Kadıköy) temin edebilirsiniz.



Radu Mihaileanu'nin Fransa, İtalya, Romanya ve Belçika ortak yapımı Paris'te Son Konser adlı filmiyle açılış yapılacak. Festival 22 bölümden oluşacak , 57 ülkeden toplam 200'den fazla film gösterime sunulacak.Film gösterimleri, Beyoğlu'nda Atlas, Yeni Rüya, Beyoğlu Sinepop, Pera Müzesi sinemaları, Kadıköy'de Kadıköy Sineması ve Nişantaşı CityLife sinemalarında yapılacak.



Geçen yılki bilet fiyatları bu sene de uygulanarak, tam bilet 10 lira, öğrenci ve 65 yaş üstü için 7 lira, hafta içi gündüz seansları ve Türk sineması bölümünde yer alan filmler 3 lira 50 kuruş, Akbank galaları ise 15 lira olarak satılacak.

Olan Biten - 01

2010/03/13

Yazar arkadaşım Baha'nın "Şöyle Oldu Böyle Oldu" serisinin yanına ek olarak, ben de kendi "Olan Biten"lerimi aktarmak istedim. Böylece yepyeni bir seri sunuyorum sizlere.

Uzun bir zaman oldu yazmaya ara vereli. Biraz gezdim, biraz dinlendim, etkinlik etkinlik dolaştım. Okulun başlamasıyla düzenli hayata yaşadığım geçiş nedeniyle bloga da geri dönüş yaptım.

Mart oldu, İstanbul'da hayat gittikçe güzelleşir oldu. İlk baharın etkilerinin yakın zamanda tam anlamıyla gözlenebileceğini umuyorum. Ansızın yağan yağmurlar hala can sıkıcı olsa da gün batımlarını izlemek gün geçtikçe daha zevkli bir hal alıyor. Bu nedenle ellerde fotoğraf makinalarıyla deniz kenarı yolculukları yapılması şiddetle önerilir. Mesela bugün enfes bir gün batımı vardı. He ben fotoğraf makinasızdım o ayrı konu.




İstanbul Modern'in Süreli Sergi kısmında "Gelenekten Çağdaşa" başlıklı bir sergi var şu sıralar. Sanat eserlerinde geleneğe ait düşünce ve üretim biçimlerinin modern ve çağdaş sanattaki izleri tasvir ediliyor. Ergin İnan'ın karışık teknik kullanarak oluşturduğu kompozisyonları en çok ilgimi çeken ve üzerine bol kafa yorduğum eserler oldu. Bedri Rahmi'nin resimleri de görülmeye değer. Güzel eserler var, gidip görülmeli derim ben.




Pera Müzesi'nde, Picasso’nun yakın dostu ve döneminin ünlü sanat tüccarı olan Ambroise Vollard’ın siparişi üzerine Picasso tarafından üretilen ve toplam 100 gravürden oluşan Suite Vollard adlı gravür serisi sergilenmektedir. Seri Ambroise Vollard’ın da üç portresini içermektedir. Gravürlerde Picasso'nun mitolojiye ve edebiyata duyduğu aşk ortaya çıkmaktadır. Bazen başlangıç noktası olarak kabul ettiği metinler üzerinden baskılar hazırlamış, bazen de mitolojik hikayeler gibi metinleri yenide yazmıştır. Aside yedirme gibi farklı teknikler kullandığı bu gravürler kesinlikle ilgi çekici ve görülmeye değer.










Oscar Wilde'ın Dorian Gray'in Portresi (The Picture of Dorian Gray) adlı eserinin, 2009 yılı sinema uyarlaması olan Dorian Gray filmini izledim. Ben Barnes'in inanılmaz yakıştığı Dorian Gray karakterine eşlik eden Lord Henry Wotton karakteri canlandırmasıyla Colin Firth çok uyumlu bir oyunculuk sergiliyor. Önümüzdeki günlerde, American Drama Group Europe tarafından sergilenecek olan, kitapla aynı ismi taşıyan ve birebir uyarlaması olan İngilizce oyunu izleme fırsatı bulacağım. Şimdiden merakla bekliyorum.

Sonisphere Türkiye, Kesinleşen Gruplar ve Bilet Fiyatları

2010/03/04


25-26-27 Haziran tarihlerinde İnönü Stadında gerçekleştirilecek festivalin Türkiye ayağı web sayfası yayına girdi. Kesinleşen gruplar üstteki posterdeki gibidir. 5 Mart tarihinde satışa çıkacak biletlerin fiyatları ise,

Tek Günlük - Kombine

*Sahne Önü, 270 TL - 420 TL

*Saha İçi, 115,5 TL - 175 TL

*VIP, 220 TL - 320 TL

*1. Kategori, 170 TL - 220 TL

*2. Kategori, 132 TL - 165 TL

*3. Kategori, 104,5 TL - 154 TL

*4. Kategori, 73 TL - 121 TL

şeklinde. Saha içi bilet almayı düşünenlere bir tavsiye, ses yakından pek iyi gelmeyebiliyor. En iyisi sahneye biraz uzak olmak. Sonuçta bir stadyum konserine göre düzenlenecek ses sistemleri.

Indie/Post Punk'a Yerli Nefes, The Revolters

2010/02/25


Yerli bir indie grubundan bahsedeceğiz, The Revolters.

Shining On video klibiyle şu aralar pek çok kişinin dikkatini çekmekte olan grubun temelleri 2006 yılının yaz aylarında atıldı. Vokalde 85 doğumlu Serhat Erman, gitar ve geri vokalde Berkan Tomay, bas gitarda İbrahim Kent ve davulda Murat Şahin'den oluşan The Revolters, post punk ve indie akımının geç uğradığı ülkemizden çıkarak yurt dışında isimlerini duyurmaya başaran yegane isimlerden. Ünlü İngiliz müzik dergisi NME'nin "The Revolters: Turkish indie rockers, best grass-roots talent around" şeklinde okuyucularına tanıttığı grubun geleceğinin bir hayli parlak olduğunu kestirmek zor olmasa gerek.

Grubun şikayetçi olduğu konu ise yabancı dilde müzik yaptıkları için şarkılarının Türkçe radyo istasyonlarında; yerli bir grup oldukları için de yabancı müzik yayını yapan istasyonlarda çalınmadıkları yönünde lakin bu konu da aşılıyor zaman geçtikçe.

Ülkemizdeki festivallerin yanı sıra İtalya ve İngiltere'de de sahne almış olan The Revolters, Shining On ve 2007 çıkışlı ep It's Gonna Hurt A Little'dan şarkıların yanı sıra yeni çalışmalar ve türün öncü gruplarının şarkılarından oluşan cover yelpazeleri ile canlı performans konusunda da gayet iyiler. Sık aralıklarla konser vermekteler, eğer fırsatınız olur da grubu sahnede görme imkanına erişirseniz kesinlikle bana hak vereceksiniz.

Tahtaya Vur, Kafasına Vur...

2010/02/19


Blog tarihinde spor ile ilgili bir iki yazıdan fazlası yoktur ancak bu isim bir yazıyı kesinlikle hak etti. Maçın üzerinden 14 saat geçti ancak sinirden halen başım ağrımakta. Çıldırtır, delirtirsin insanı sen Güiza.

Sevgililer Günü'nde Emma Shapplin

2010/02/11


Emma Shapplin NTV ve Radio Voyage'ın davetiyle Sevgililer Günü'nde ülkemizi ziyaret ediyor. Gülay Afşar'ın sunuculuğunda 14 Şubat Pazar sabahı 10:30'da yayınlanacak Haber Merkezi Haftasonu programına konuk olacak Fransız sanatçı, şarkılarını canlı olarak seslendirecek ve saat 15:00'de D&R Kanyon'daki imza gününe katılacak. Kim bilir belki de Sezen Aksu bir sürpriz ile programa çağırılır ve birlikte seslendirdikleri Beyaz Giyme Toz Olur'u tekrar dinleme fırsatını yakalarız.

The Cranberries @ Turkey - İstanbul & Çeşme

2010/02/03


Dolores ve sarı saçları yurdumuza uğruyor. Şimdiye dek açıklanan isimlerle birlikte 2010 yazı tam bir efsane olacak. The Cranberries, 22 Temmuz 2010 tarihinde İstanbul, 23 Temmuz 2010'da ise Çeşme'de sahne alacak. Grubun bu iki günlük mini turu pek çok Cranberries hayranını sevindirecek gibi görünüyor. Detaylar netleşince bir yazı daha atarız bu konuda.

Supernatural, Sezonu Yarılarken...

2010/01/31




Perşembe gecesi yayınlanan 05x12'nin ardından sezonu yarılamış bulunuyoruz. Dizinin temelini oluşturan değişik kültürlere ait efsaneler ve kıyamet günü hazırlıkları arasındaki paslaşmalarla geçmekte olan beşinci sezon, ikinci yarısıyla da bu dengeyi koruyacak gibi görünüyor çünkü Lucifer ile mücadele sanıyorum altıncı sezona da sarkacak. Yeni sezonun kesinleşmesi üzerine beşinci sezon gidişatında değişiklikler olacağı çok çok yüksek bir ihtimal.

Pek çok etnik kökende dilden dile dolaşan efsaneleri izledik dizide, doğu taraflarının cinlerinden kızılderililerin Wendigo'suna kadar pek çok yaratık efsanesi görüntüye döküldü. En az 37 bölüm daha izleyeceğimizi göz önüne alırsak bu efsanelerden çokça göreceğimizi tahmin edebiliyorsunuzdur, senaristlerin elinde sonsuz bir kaynak var bu konuda. Biraz Afrika kıyılarına uğrasalar tek başına iki sezonluk malzeme zaten oradan çıkar.

Şimdi de kesinleşen altıncı sezon kararının beşinci sezon üzerinde olası etkilerine bakalım. Lucifer'ın Sam'den evet yanıtını alacağını biliyoruz çünkü bu dizide mutlu son görmedik hatırlayacağınız gibi. Hikaye kendi içinde olabilecek en kötü sonuçlarla devam ediyor genelde. Bu teoriden gidersek Sam'in sezon finalinde Lucifer'a evet demesi olası. Zaten Lucifer'ı yok edebileceklerini düşündükleri tek ihtimal de olumsuz çıktığından -diğerini saymıyorum bile, Castiel'in arayışı tek sezonla sınırlı kalacak gibi görünmüyor- yeni bir teori kurup ilerlemeleri yedi sekiz bölümle halledilebilecek bir şey değil, bu dizide görülmüş bir olay değil en azından. Altıncı sezonda da abi-kardeş savaşı olayına girecek gibiler lakin Sam'in gereksiz öfke yönü çok öne çıkmaya başladı son bölümlerde. Hele bir de haftaya yayınlanacak bölümün fragmanında göze çarpan Anna'nın geçmişe gönderilip Sam'i öldürme girişiminden, neredeyse Sam'in Lucifer'a evet diyeceğine eminiz artık.

Bu da böyle bir Supernatural yazısıdır işte, varsayımlara dayanan fakat genelde tutturmayı başardığımız tahminlerle kurulu. Dizi üzerine daha fazla yazı istendiği için kısa sürede iki yazı yazmak zorunda kaldık, ben artık dördüncü sezondaki zevki alamadığımdan günü gününe takip etmeyi bırakmıştım. Son bölümle tekrar havaya girdi sanıyorum dizi, neyse bekleyip görelim neler olacağını.

J.D. Salinger Vefat Etti!

2010/01/29






Çavdar Tarlasında Çocuklar adlı kitabıyla dünya çapında üne sahip olan Jerome David Salinger 27 Ocak tarihinde vefat etti. Salinger 91 yaşındaydı ve oğlunun yaptığı açıklamaya göre doğal sebeplerden dolay öldü. Salinger uzun zamandır münzevi bir hayat yaşayarak, normal hayattan elini ayağını çekmiş olmasına rağmen her zaman ünlü olmak istememsiyle ünlü olan bir insandı. Sessizce yaşadığı hayatı, sessizce son buldu.

1993-2010

2010/01/24


Yıllar geçiyor aradan, bu ülkede güvercinleri vurmazlar diyemiyoruz halen...

Supernatural, Altıncı Sezon Üzerine

2010/01/22


Supernatural takipçilerinin bölündüğü bir konuydu dizinin bir sezon daha uzatılması ve dedikodu nitelikli haberler resmi olarak onaylandı, en az bir sezon daha çekileceği kesinleşmiş oldu böylece. Kanal açısından pek de zor bir karar olmadı sanırım, zaten kaynaklarda kısıntıya gidilen bir dönemde elde iş yapan yegane yapımlardan birini, ne getireceği belli olmayan yenisiyle değiştirmek şu dönem için alınacak risk gibi durmuyor. Sorun kardeşleri ve Kripke'yi ikna etmekteydi ve bunu da başarmış gibi görünüyorlar. Şahsi fikrim altıncı sezonun apocalypse sonrası rebellious angel tayfasını ayıklamak rotasında ilerleyeceği yönünde. Castiel, Misha Collins de senaryoda çok daha etkin bir rol ile sürülecektir karşımıza.

Altıncı sezon haberinin yaratacağı en büyük sıkıntı ise olayın yeni bir Buffy the Vampire Slayer rolüne bürünüp yüzlerce bölüm devam edebilme ihtimali. Başlığa yön veren düşünce de buydu zaten. Beş sezonluk senaryonuz varsa tadında bitirin, uzatıp da "eskiden ne güzeldi" dedirtmenin alemi yok. Medium kazağa large yaka takarsanız bir yerden atacaktır görüntü.

Beşinci sezonu yarılamaya bir bölüm kaldı, haftaya 12. bölümün ardından bir yazı gelecek her şeyi toparlamak açısından.

Bloga Final Havası Vurdu!

2010/01/14


Malum uzun zamandır tek tük yazı atıyoruz bloga, nedeni tahmin edilebileceği gibi finaller dönemi içinde oluşumuzdur. Bol sancılı bu dönemde biraz ihmal edeceğiz burayı sanırım.

Blog Yazarlarına Göre 2009'un En İyi 50 Albümü

2010/01/11

Music Blog Zeitgeist'in 550 blog yazarının bireysel olarak oluşturdukları en iyi 10 albüm sıralamalarını bir araya getirerek ortaya koyduğu 2009 yılının en iyi 50 albüm sıralaması şöyle:

50) Mumford & Sons • Sigh No More
49) Brand New • Daisy
48) JJ • No 2
47) Kid Cudi • Man on the Moon: The End of Day
46) Neon Indian • Psychic Chasms
45) Fanfarlo • Reservoir
44) Manchester Orchestra • Mean Everything To Nothing
43) The Big Pink • A Brief History of Love
42) La Roux • La Roux
41) Monsters Of Folk • Monsters Of Folk
40) U2 • No Line On The Horizon
39) Paramore • Brand New Eyes
38) Muse • The Resistance
37) Bibio • Ambivalence Avenue
36) Converge • Axe to Fall
35) Arctic Monkeys • Humbug
34) Them Crooked Vultures • Them Crooked Vultures
33) Raekwon • Only Built 4 Cuban Linx 2
32) Miike Snow • Miike Snow
31) Wild Beasts • Two Dancers
30) Dan Deacon • Bromst
29) Sunset Rubdown • Dragonslayer
28) Mos Def • The Ecstatic
27) Andrew Bird • Noble Beast
26) Camera Obscura • My Maudlin Career
25) Fuck Buttons • Tarot Sport
24) Japandroids • Post-Nothing
23) The Horrors • Primary Colours
22) The Avett Brothers • I and Love and You
21) Wilco • Wilco (The Album)
20) Mastodon • Crack the Skye
19) Metric • Fantasies
18) St. Vincent • Actor
17) The Decemberists • The Hazards of Love
16) Florence + the Machine • Lungs
15) Flaming Lips • Embryonic
14) Pains of Being Pure at Heart • Pains of Being Pure at Heart
13) Atlas Sound • Logos
12) Bat for Lashes • Two Suns
11) Neko Case • Middle Cyclone
10) Girls • Album
9) Fever Ray • Fever Ray
8) Antlers • Hospice
7) Passion Pit • Manners
6) Yeah Yeah Yeahs • It's Blitz!
5) The XX • XX
4) Dirty Projectors • Bitte Orca
3) Phoenix • Wolfgang Amadeus Phoenix
2) Grizzly Bear • Veckatimest


1) Animal Collective • Merriweather Post Pavilion

Hadashi no Gen (Barefoot Gen)

2010/01/06

The Bombing Of Hiroshima As Seen Through The Eyes Of A Boy


Sene 1945. 6 Ağustos sabahı saat 08:15'te Amerikan pilotları, Hiroshima'ya bir atom bombası bıraktı. Bomba düştüğü anda 70.000-80.000 civarı insan (yani nüfusun yaklaşık %30'u) hayatını kaybetti. Bu rakam kadar insan da yaralandı. Gen ise şanslıydı. O ne ölmüştü ne de yaralanmıştı.

Film gerçek bir hikayeye dayanmıyor. Ancak filmde bombanın düştüğü an ve ardından oluşan mantar şeklindeki siyah bulut (ingilizce: mushroom cloud) o kadar gerçekçi çizilmiş ki animasyon filmi olmasına rağmen o anı izleyiciye hissettiriyor. Yönetmen Mori Masaki 1983 yapımı bu animasyon film ile tarihi bir çocugun gözünden izleyicilere yansıtıyor.

Konu olarak; baş karakter Gen'in atom bombası patladığı anda şans eseri kurtulmasını ve bomba patlamadan önceki ve sonraki toplumun halini işliyor. Ancak en can alıcı ve atom bombasının etkilerini anlayabilmek için görülmesi gereken sahneleri ise bombanın patladığı andan sonra, insanların aniden yanarak küle -hatta kül yerine toza- dönüşmesini göstereren sahnelerdir.

Küçük bir çocuk gözünden animasyon olarak anlatılan bu tarih konulu film, bombalamayı yaşayan bir insanın bakış açısını elde edebilmek için izlenmeli.



NOT: 1986 yapımı devam filmi olan Hadashi no Gen II (Barefoot Gen II) ile ilgili yorumlar daha sonra eklenecektir.

Soundgarden Yeniden!


Tam 12 yıl geçmişti dağılma kararı üzerinden ki grup bir araya geldiklerini açıkladı. Ayrıca Chris Cornell ve Kim Thayil de oluşumun içinde. Bir dünya turnesi hazırlığından da söz ediliyor, buralara da uğrarlar muhtemelen.