Uyarı!

Bu blogda sinema, kitap ve müzik ile ilgili yazılar bulabileceğiniz gibi; deli saçması üretimlerimizle de karşılaşabilirsiniz.

Yazarlar

5 Ekim Pazartesi Akşamı Mad Men 3.Sezonuyla E2'de

2009/09/25



''Kim olduğunuzun, ne istediğinizin ya da neyi sevdiğinizin hiçbir önemi yok. Her şey elinizdekini nasıl pazarladığınızla alakalı.''

Gözlerimizle her gördüğümüzün gerçek olduğuna inandırırız kendimizi. Çünkü daha kolaydır görünenin hep gerçek olduğuna inanmak. Ancak, gerçek göreceli bir kavramdır. Gerçek kime göre gerçektir? Neye göre gerçektir? Gerçek, gerçek midir?

Ve Mad Men yine karşımızda... Gerçeğin gerçek olmadığını ve gerçeğin aslında satılabilecek/pazarlanabilecek bir nesne olduğunu gösterdiği 3. sezonuyla, 5 Ekim Pazartesi akşamı E2 ekranlarında bizlerle buluşuyor, egolarıyla gerçeği yaratanların hayatlarını ekrana getiriyor.

U2 @ İstanbul, 6 Eylül 2010

2009/09/24


Bono'nun Türkiye muhalifliği -Euro'nun da etkisiyle- geçmişe benziyor. Konserin detayları henüz netleşmese de mekan büyük ihtimalle Boğaziçi Köprüsü olacak. Devlet yetkililerinden "doğu ve batıyı birleştiren yerde" konser verme sözü alan Bono, U2 resmi sitesinde konser mekanını Olimpiyat Stadyumu olarak açıklamış, sanırım köprüde konser gibi bir olayın gerçekleşebilmesi konusunda pürüzler var. Söz devlet yetkilisinden (Egemen Bağış) çıktıysa ben bu konser köprüde yapılacaktır diyorum. Verilmiş bir söz var çünkü. Eğer konser sözü verilen alanda yapılırsa öyle muhteşem bir durum oluşur ki, masalsı olur cidden. Neyse, bir yıl kadar var daha konsere, detaylar açıklandıkça taşırız bloga.

Sınırlar

2009/09/22


Blogger'a girişte sorun yaşıyoruz ve proxy siteleri üzerinden giriş yapmaya çalışmak da can sıkıcı olmaya başladı. Birileri yeniden engellemeleri devreye sokmuş gibi görünüyor. Myspace ve Last.fm'in ardından Blogger'da engellemelere maruz kaldı. Nasıl bir ülkede yaşıyoruz merak ediyorsunuz değil mi? Ülkenin iç düşmanı muamelesi görüyor internet kullanıcıları. En abuk ülkelerde dahi yasaklı olmayan siteler bizden şerh yiyor, çok güzel. Bir işi beceremeyip "peki, herkesi yakıyorum" modunda takılmaya devam etmeyi bırakın ve toptan kapatın da siz de biz de rahat edelim.

Dark Tranquillity @ Eskişehir, 222 Park

2009/09/20


İsveçli grup Türkiye turnesi kapsamında Eskişehir'i ziyaret ediyor. 4 Aralık 2009 tarihli konserin mekanı 222 Park, bilet fiyatı ise 28,50 lira. Canlı performansıyla övgü alan ve 20. müzik yılını dolduran bu grup ayağımıza kadar gelmişken kaçırılmamalı. Grubun turne kapsamında konser vereceği diğer şehirler ve ayrıntılar için etkinlik sayfası budur.

The Fall Tv8 Ekranlarında

2009/09/16


2006 yapımı The Fall filmini bu gece (16 Eylül 2009 Çarşamba) 21:15'de Tv8 ekranlarında izleyebilirsiniz. Tekrarı aynı gece 01:15 ve Perşembe 13:50'de.

Hakkında yazamayacağımız filmlerden biri çünkü ucunu kaçırıp hikayeye dalmak olası, izlemeyen kaldıysa bu şansı değerlendirsin derim. Gerçekten iyi bir film.

T800

2009/09/14


Sürekli yeni modeller çıktı ama t800 hep başkaydı...

Bir Kış Neler Değiştirebilir?

2009/09/13


Sadece bir saat için 13-14 yaşlarına dönsem, tekrar o kumsala, Texas'dan Summer Son çalarken o gelse, "biz kışın hiç görüşemeyeceğiz, ya bu kış birimiz ölürsek?" dese ve gülsem "saçmalama" diyerek. O yaşlarda aşk böyle işte. Sonra bir öğreniyorsun ölüyor, aşkın ardından sevgili de. Yaşın kadar küçük omuzlarını düşürüp kalıyorsun işte, kulaklarında şarkıdan kalma bir dize, I'm over you, hayattan hepimize geliyor. Bir kış aslında pek çok şeyi değiştirebiliyor...

Supernatural Superserious #2

2009/09/10




10 Eylül'ü 11 Eylül'e bağlayan gece , yani bu gece, Supernatural beşinci sezon ilk bölümüyle ekranlara geliyor. Gece uyku tutmayanlar netteki CW Tv linklerinden dizinin söz konusu bölümünü izleyebilir. Sanırım TSİ 03:00 veya 04:00'de başlayacak, tam kestiremedim saat farkını. Cumartesi sabahı bizim saatimizle 9:00-10:00 sularında da malum yerlere düşer zaten. Her Cumartesiyi de bekler hale geliriz bu yıl yavaştan...

İlk iki sezonun geneline hakim olan yerel efsaneler ve gittikçe ana çizgiden uzaklaşan senaryo kurgusu dördüncü sezonda adeta şapkadan tavşan çıkararak rayına oturtuldu. Açık kalan bir kapı dahi kalmadı ve güzel örülmüş bu ağa takıldı pek çok kişi. Kısacası dizinin final sezonundan beklenti yüksek. Umarım -böyle bir ihtimal yok bence- ele yüze bulaşacak bir başlangıç yapıp hevesimizi kursağımızda bırakmazlar. Neyse göreceğiz, artık saatler kaldı. Yakın zamanda da ilk bölüm ve gidişat hakkında yazarız.

Çavdar Tarlasında Çocuklar (The Catcher in the Rye)

2009/09/07


Salinger da dahil hepimiz 16 yaşındaydık bir zamanlar. Ama onunki farklıydı. O kendini kahraman sanıyordu 16 yaşındayken. Kahraman oldu olmasına da küstahlığı hep kitaptaki baş karakter Caulfield'inki gibi kaldı.

Değerli hocalarımdan birinin anlattığı hikayeye göre, öğrencilerinden biri Salinger ile röportaj yapmak istemiş vakti zamanında. Onunla ilgili ödev hazırlayan doktora derecesindeki bir öğrencidir bu. Öğrenci, Salinger'a telefon eder ve bir kaç soru sorup cevap alabileceğini düşünür. Telefona Salinger'ın eşi çıkar. Öğrenci kendini tanıtır sonrasında da Salinger ile görüşmek istediğini, onunla ilgili ödev hazırladığı için bir kaç sorusu olduğunu söyler. Eşi beklemesini söyleyerek onu beklemeye alır. Saniyeler sonra eşi geri gelerek şunları söyler: "eşim sizin ödevinizin onu ilgilendirmediğini söylüyor". Salinger naturalist bir tavırla doğanın insanı tanımayı reddettiği gibi öğrenci ile görüşmeyi reddeder. Çünkü, kendisi doğa kadar umarsızdır.

Kitaptaki Caulfield karakteri de küstahlığından asla ödün vermez. Doğanın ona aldırmaz olduğu kadar o da doğaya ve doğanın yarattıklarına aldırmaz. Huckleberry Finn'in bir kaç yaş büyümüş hali olan bu pikaresk karakter, en az Huck kadar dünyaya karşı ilgisizdir. Göstermeliktir bütün o f*** kelimelerine sinirlenmesi. Çünkü onun tek bir amacı vardır; hayatta kalmak. Bu nedenle takılır her türlü sosyal sınıftan insanla Caulfield. Pikaresklik gereği zaman geçirir hepsiyle ve gayet iyi becerir kendi hatalarına kılıf bulmayı.

Caulfield ne yakışıklıdır ne de dikkat çekici. Hatta etrafında olup bitenlerden tamamen bi haberdir. Bakan kör aslında. Onun bu farkedememesidir zaten onun hikayesini bu kadar farklı kılan. Normalde küstah ve sıradan olabilecekken görüntüsünün tam aksine bütün dikkateleri bu kitaba toparlaması da ondandır.

Sürekli sevgi ve aitlik arayan Huck ve Caulfield gibilerin hikayeleri bitmez aslında bu doğadan insanoğluna bulaşan umarsızlık devam ettiği sürece. Zaman geçecek, yalnızlık ve umarsızlık git gide kalabalıklaşan ve teknoloji nedeniyle bu kadar birbirinden uzaklaşan toplumu asla ama asla terketmeyecek.

Guns N Roses'ın Chinese Democracy albümündeki, kitapla aynı ismi taşıyan şarkının sözlerinin bir kısmını da buraya eklemek istiyorum:

When all is said and done
We're not the only ones
Who look at life this way
That's what the young folks say
And if they'd ever change
As that reminds to say
But every time I see them
Makes me wish I had a gun
If I thought that I was crazy
Well I guess I'd have more fun
Cause what used to be's
Not there for me
And ought to for someone
That belongs...

Karşınızdaaa!.

2009/09/01


Sürpriz yazarımız kadroya eklenmiş bulunmakta. Film, müzik, kitap ve daha pek çok şey hakkında zevkine sonsuz güven duyduğum dicle artık Kağıttan Ayakkabılar için yazacak. Eminim pek çok takipçisi olacaktır.

Haftanın Beşlisi


Çok uzun bir aranın ardından Haftanın Beşlisi geri döndü!


* Sonbahar geliyor, Adagio mevsimidir. Albinoni'nin Adagio'su ile başlayabilirsiniz, dinleyin-dinletin.

* Citizen Kane ve Bridge on the Kwai River filmlerine vakit ayıralım bu hafta.

* NTV Yayınları'ndan çıkan dünya klasiklerinin çizgi roman uyarlamaları harika olmuş. Fırsat bulursanız edinin derim. Çoluk çocuk için arşivlemeli.

* Tatil bitti, evi-odayı şöyle bir toparlayalım (onlar kendilerini biliyorlar).

* Kriz biraz biraz azaldı gibi, öğrenci milleti sözüm size, part-time iş duyuruları artmaya başladı. Tecrübesiz mezun olmamalı.

Yol Arkadaşları - 10

2009/08/30


Dizinin 10. yazısına geldik ve bu kez tek bir grup üzerine yapacağız listemizi, Faith No More.

Spotify çalma listesi için tıklayın.

1- Be Aggressive
2- Epic
3- War Pigs
4- Introduce Yourself
5- From Out of Nowhere
6- King For a Day
7- I Started a Joke
8- Zombie Eaters
9- As The Worm Turns
10- Ashes to Ashes

Şöyle Oldu Böyle Oldu - 11

2009/08/29


Eskişehir zamanı çok yaklaştı. Sadece bir yılımın geçtiği bu acaip ötesi yeri ne kadar özlediğimi anlatamam. Çok garip gerçekten. Havasından mı suyundan mı anlayamadım.

Bu arada trenle iş makinasının çarpışabildiği bir ülkede yaşıyoruz biliyorsunuz di mi? Her gece sağ salim evimize girebilmemiz şans eseri bu ülkede yemin ederim.

Ramazan geldi, pide ve hamur işine yüklenip kilo almayalım diyoruz ama bu ne arkadaşım yok mu bir çaresi? Nereye gözümüzü çevirsek bir şeyi canımız çekiyor. İyi ki kadın olmamışım diyorum her seferinde. Sabır, evet.

Yasemin Mori'nin yeni klibi yayınlandı birkaç gün önce, Mutsuz Punk şarkısına çekilmiş. Klibi beğendiğimi söyleyemem ama şarkı başladığı an klibi göz görmüyor zaten. Hayvanlar albümü Yasemin Mori'den sonraki albümler için beklentileri zirveye taşıyor. Yeteneğiyle üstesinden gelecektir muhtemelen.

Yazmamız gerekenler birikti, mass-post yapılabilir bir ara. Çok boşladık blogu.

Supernatural'ın beşinci sezon premieri için son 12 gün, Sam'e de beyazlar fena yakışmış ama çevresi kötü işte.

Sınavlara hazırlık denen kronik rahatsızlığa Öss ile giriş yaptı kardeşim. Bu çocuklara sabahtan akşama kadar kitap başında olmalarını gerektirecek kadar ödev veren dershaneleri ne yapmalı bilmiyorum. Fantastik rehberlik öğretmenleri de boş konuşmalara başladılar tabi, genelleme yapmayalım yine de, iyiler de var muhakkak aralarında. "Ben sana orayı yazdırmam ki" ne demek ya? Hedefi için çalışacak ve puanı alıcak, sen de yazdırmıycaksın, tabi...

Üniversitelerin açılışı bayramdan sonraya kaldığına hep katılmak istediğim bir aktiviteye koşacağım, veli toplantısı! Hep merak etmişimdir neler konuşulur, dedikodu falan da yapıyorlarmış sanırım, küçük tadellelerden de veriyolardır belki. Bir uğramak lazım. Bakalım kimin eli kimin cebindeymiş okullarda. Hem yeni insanlar falan...

Şu aralar gazetelerdeki köşe yazarları sanki yemin etmiş, akıl mantık sınırları dahilinde yazı yazmayacağız diyorlar, iyi ki varsın Ruşen Çakır, sayende bir tane de olsa köşe yazarını takip edebilmek için zorluyoruz kendimizi.

Öykü-Berk kardeşlerden ses yok, elleşmeyin uyusunlar, n'olur. Hande Yener de yok bak hazır. Biraz kafamızı dinleyelim.

Gelecekten pek çok beklentimiz olabilir; iyi bir iş, güzel bir aile kurmak, sağlık vs. fakat gerçek anlamda tek arzum İskoçya'yı boydan boya (pek uzun sürmese de) gezebilmek. Bunu gerçekleştirecek vakit veya fırsatı bulamadan ölürsem eğer, tabutumda ters dönerim, ciddiyim. Kayıtlara geçmesi açısından söyledim. Sonra bu ne diye sormayın.

Şekil ve yazı düzeni gözetmediğimiz bir şöyle oldu böyle oldu yazımızın daha sonuna geldik. 11 olmuş, daha gider bu.

Yaz Aksiyonları #2 - Sarhoş Taşıma Sanatı

2009/08/18


Yaz aksiyonları serimizin ikinci yazısında sıra, sarhoş taşıma sanatı. Sarhoş taşıma sporu da diyebiliriz aslında. Spordan öte bir de dil dökme var tabi işin içinde...


Akşam yemeğinden kalkılır, o vakte kadar dostlar haberleşmiş ve gecenin durakları belirlenmiştir. Yemeğin rehavetiyle 15-20 dakika kestirdikten sonra hazırlanıp atarsınız kendinizi dışarı. Anlaşılan saat ve mekanda buluşulur, hareketlenilir. Mekana vardığınızda siparişler dökülür ağızlardan, genellikle herkes ilk cümle kimden ne şekilde çıkacak bekler, bir 50'lik sözünü pek çok 50'lik siparişi takip ederken ilk söz dark olursa birden darka döner masa. Vodka, biraver, birahi, rakı, soda, meyve suyu vs. gelir bazen, onlar da masanın nazar boncukları olur aralarda sırıtarak. İlk yudumlarda sorun yoktur fakat gece ilerledikçe bazılarının ayarı hafiften kaçmaya başlar; çok konuşmak, gözlerin kısılması ve dalıp gitmek ilk belirtilerken ardından gelen sebepsiz gülmeler hangi yola girildiğini belli eder diğer arkadaşlar için, sarhoş taşıma sanatı.


Sahile sahip yerlerde bir ritüel olan kumsalda alkolle devam edilir (gitar yok bu arada, elimizden kaza çıkmasın). Pilot sayısı artmaya başlamışken, taşıyıcı sayısı ivedilikle azalmaktadır. Sarhoş idare etme sanatı girer burda devreye; "hıhı, haklısın, bence de, o kaybeder" gibi söz öbekleri yetişir yardıma, "olur öyle" ise en büyük kaçar yapma cümlesidir genelde, kim bulduysa sağolsun. Sarhoş idare etme sanatında ustalaşmaya başlamışken güneş doğar ve asıl hengame başlar, evlere nasıl gidilecektir? Kollara girilir ve yürümelerine yardım edilir, çevrede sadece köpekler kalmıştır size bakarak "cık cık" diyebilecek, onlar da genelde havlayarak rahatsızlıklarını belli ederler zaten. Kumsaldan sarhoş taşıma aksiyonu başlamıştır, kimisi dut yemiş bülbül gibi sessizken kimisinin çenesi düşmüş, kimisi başkalarına asılmakla meşguldür. En zoru ise kusmaya meyilli olan kişileri taşımaktır, gazını çıkartmak için kucağınıza aldığınız bir bebeğin üstünüze kusması kadar bilinçsizce yapacaktır taşıdığınız kişi bu eylemi, kızmak bir yana şefkat gösterirsiniz (kişiyi kenara atanlar da olabiliyor tabi). Bir çeşit sabır testidir aslında o gece alkolden etkilenmemiş kişiler için bu olaylar. Neyse, yarın normale dönecekler diyerek bırakırsınız evlerine, bir gece daha son bulmuştur, iyi başlayan ve kötü sonlanan bir gece daha...

10 Eylül 2009, Başlıyoruz...

2009/08/11


Supernatural'ın 5. sezon ilk bölümünün yayın tarihi belli oldu, 10 Eylül 2009.

FNM Konseri Detaylar

2009/08/06



Biletler bir süre için 67 liradan satılacak, konser günü yaklaştıkça artacaktır fiyat. Sahne önü ise 99 lira. Mekan Maçka Küçükçiftlik Park. Alt gruplar Kurban ve Nekropsi.

Yasemin Mori, Epic!

2009/08/01


Çok geç kaldık aslında Yasemin Mori hakkında yazmakta, biraz da üzerinden zaman geçmesini bekledik ki o başlardaki çarpıcı etkisi devamlı mıdır görelim...

Hayvanlar adlı ilk albümden bahsedelim. Dokuz parçadan ibaret ve son yılların en iyi albümlerinden biri kesinlikle. Öne çıkan parçaları Konuşmak, N'olur N'olur N'olur, Aslında Bir Konu Var, Kuzgun, Arjantin ve Mutsuz Punk olarak sıralayabiliriz. Tek nefeste dokuz şarkının altısını sıraladık dikkat ettiyseniz. Böyle bir albüm işte, tek bir kötü şarkı yok. Hatta Konuşmak adlı bir "eser" var ki, tekrar tekrar dinlemekten kesinlikle kaçınılmalı. İtiraf etmem gerekir ki Mavi Duvarın ardından beni en çok vuran yerli şarkı oldu şu güne kadar. Mutsuz Punk keza öyle. N'olur n'olur n'olur ise sabahtan akşama kadar mırıldanılıyor ister istemez. Arjantin ve Kuzgun'u muhakkak bir yerlerde duymuşssunuzdur, sabit durmaya çalıştıkça elleriniz kollarınız hareket ediyor, durdurulamaz etkileri.

Tüm bunlarla sınırlı değil vaadettikleri, Rock'n Roll ve indie arası gidip gelen sound ilk şarkıdan itibaren alıştırıyor sizi kendine, albüm ikinciye döndüğünde ise çoktan aşık oluyorsunuz Yasemin Mori'nin yeteneğine. Daha nice albümler bekliyoruz kendisinden, böyle birine gerçekten ihtiyacı vardı "piyasa"nın.

Ip Man

2009/07/31


Uzun zamandir izlenmeyi bekleyen bir filmdi raflarda duran. Ip Man, büyük Wing Tsun üstadı Yip Man'in hayatını konu alan ve Çinlilerin Japonlara karşı sergilediği direnişe kadar varan bir hikayeye sahip.

Konu Wing Tsun olunca bol dövüş sahneli bir film çıkıyor haliyle karşımıza, izleyiciyi filmden soğutacağına tam tersi filmin içine çekiyor bu sahneler. Özel efektlerden uzak, son derece iyi kurgulanmış kareler filmi sürükleyici kılıyor. Tabii ki film dövüş sahnelerinden ibaret değil, Ip Man'in eşi rolündeki Lynn Hung'ın oyunculuğunu es geçmemeli. Donuk sahnelerdeki mimikleri o kadar iyi veriyor ki filmi yaşıyor gibi hissediyorsunuz kendinizi. Uzak Doğu'dan yükselen bu film, Çin direnişinin başlangıcına da göndermede bulunarak Ip Man'in cesaretinin halkı tekrar birlik olmaya motive ettiğini de ekliyor. Bir dövüş filmi olarak nitelemek doğru değil aslında, farklı ve kesinlikle izlenmesi gereken bir film.

Öğrencileri arasında Bruce Lee'nin de bulunduğu Ip Man'in hikayesi tek filmle sınırlanmayacak gibi görünüyor. Ip Man II için 2010 ortası söylentileri dolaşmakta ve merakla beklenen filmler arasında şimdiden yerini almış durumda. Kadronun korunduğunu da ekleyelim.

Yol Arkadaşları - 9

2009/07/27



Spotify çalma listesi için tıklayın.

1- Fleet Foxes - Mykonos
2- Texas - Summer Son
3- Supergrass - Mary
4- Faith No More - Be Aggressive
5- Nirvana - Breed
6- Sentenced - Noose
7 - Cake - Never There
8- Kid Rock - Bawitdaba
9- Kamelot - Ghost Opera
10- Siddharta - Napoj

Sürpriz!!!..

2009/07/25


Tatil modundayız halen, dönüşte çok güzel sürprizler var. Harika da bir yazar ekliyoruz kadromuza, hem birikimi hem de tarzı ile bloga çok şey katacak. Biraz da kadın eli değmiş olacak bloga.
Mailleri okuduğumdan da emin olabilirsiniz, hepsi dikkate alınıyor. Tatil dönüşü güzel olacak dediğim gibi, takipte kalınız.

Yazık...

2009/07/22


Blogu açarken kendime söz vermiştim siyasetle ilgili yazmamaya. Ne olursa olsun tuttum kendimi, satır aralarındaki küçük iğnelemelerle geçiştirdim sadece ama son olay artık bardağı taşırdı.

Münevver Karabulut cinayeti aylardır bir sonuca ulaşmadı biliyorsunuz. Epey bilgi kirliliği de yaratıldı konuyla ilgili, detaylar işi bilenlerin ve uzmanların elinde, bunlardan biri olmadığımızdan fikir yürütemiyoruz. Oysa bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanın sanat haline getirildiği bir ülkede yaşıyoruz, bir yerde yanlışlık var ama...

Ortada bir cinayetin olduğu kesin, Celalettin Cerrah ettiği lafın ardından ortadan kayboldu. Şimdi biri daha çıktı, bu kişi de makamına saygım olan fakat nasıl bir kişilik ve mantık yapısında olduğunu gerçekten çözemediğimi, Başbakanlık görevinde bulunan Recep Tayyip Erdoğan. Konuşmasından bir kesit de şu şekilde, tekrar ediyorum kelimeler bir Başbakan'dan;

"Eğer son zamanlarda bazı arzu edilmeyen cinayetler, katliamlar duyuyorsak anne-baba olarak kendimizi hesaba çekmeliyiz. Acaba biz nerede hata yaptık? Dün tesisleri (İstanbul Harbiye Kongre Vadisi inşaatı) incelemeye gittiğimde maalesef gençliğimizin bir bölümünün halini gördüm. Gerçekten üzüntü verici. Bu şekilde sınırsız, kontrolsüz ahlaki erozyonun olduğu yapılanma bizi gerçekten dertlendiriyor. Onun için aileye sahip çıkacağız. Ailemiz, çoluğumuz çocuğumuz nereye giderse gitsin diyemeyiz. Kendi başına bırakılan ya davulcuya, ya zurnacıya... Davulcu zurnacı lütfen bana kızmasın, benim sanatkâr olarak davulcuya, zurnacıya saygım sonsuz."

Kızlarımızı eve kilitliyoruz bundan sonra. Yanlarına da daima bir GPS aygıtı, anlık rapor verebileceği faturalı veya bol kontörlü bir telefon koyuyoruz. On yıllarca önce fezaya çıkılmış, insanlık ayda yürümüş, atomu parçalamış, bizim tartıştığımız şey halen ahlaki erozyon. Nereye gidiyoruz diye bir söz vardı ya, yok artık öyle bir şey. İleriye doğru gidiyoruz ama yön kuzey mi, güney mi, doğu mu, batı mı belli değil... Hep de aynı sorun, ahlaksızlık. En iyisi kız çocuğumuzu-kardeşimizi okuyamadık diye üzülmemeleri için açıköğretime verelim hem evden de ayrılmamış olurlar. Diplomalarını da çekmecelerinde saklasınlar, iş-güç kadın işi değil. Dizimizin dibinde at gözlüğü takılmış bir şekilde seyretsinler hayatı. O zaman da ahlaki erozyona sebep olacak etmenler yok olur. Kızlardan vatandaş değil biat eden köleler yaratalım ki sonradan sorun çıkmasın. Toplumdaki ıslah edilemeyen "insan"lar saldıracak kişi bulamazlar böylece sokaklarda, bakın o zaman ahlaksızlık kalıyor mu...

Geçtiğimiz günlerde de bir Alman turist öldürüldü, öldüren kişi davulcu mu zurnacı mı bilemiyorum ama yetkililerin rahmetlinin ailesini arayarak "bu saatte neden oraya yolladınız?" diye sorup sormadıklarını merak ediyorum. Millet artık iyiden iyiye kafayı sıyırdı, bütçe açığı olmuş Everest kadar biz hala katsayı falan konuşuyoruz. Bütçe açığı işsizlik yaratmaz, işsiz ve aç kalan insan da para için sokakta öpücük dağıtırmış gibi. Yazık ya, bir tane ışık gösterin de ümitlenelim şu ülkede artık.

Özgür birey falan diyorduk, unuttuk bile...

Yol Arkadaşları - 8

2009/07/07




Spotify çalma listesi için tıklayın.

1- Nine Inch Nails - Starfuckers Inc.
2- Citizen Cope - Brother Lee
3- Creedance Clearwater Revival - Have You Ever Seen the Rain?
4- Bob Seger - Lucifer
5- Faith No More - War Pigs (Black Sabbath Cover)
6- Tito & Tarantula - After Dark
7- AC/DC - What Do You Do for Money Honey?
8- Kansas- Carry On Wayward Son
9- Joy Division- Dead Souls
10- Def Leppard- Rock of Ages

Yaz Aksiyonları #1 - Gece Atıştırmaları

2009/07/04


Bir serinin ilk yazısı oluyor bu... Erkeği dişisi, genci yaşlısı herkes dertli kilo olayından. Yazdan yaza gördüğünüz kişilerin ağzından çıkan ilk sözcüklerdendir "kilo almışsın-vermişsin". Peki yaza girerken biraz biraz dikkat ederek attığımız kiloları yazın nasıl geri alıyoruz? Bira göbeği demeyin, biranın yanındakilerin ve sonrasındakilerin göbeği demek daha etkin bir cevap.



Gece erken yatıp sabah erken kalkmak derdi olmayan tatil dönemi kilo almaya davetiyedir adeta. Gece çıkıp içkileri gayet güzel indirirken ardından gelen kumru, kokoreç, kumpir, midye tava-dolma gibi yiyecekler zaten daha boğazdan geçerken mideye haber yolluyor "şişiyoruz dostum" diyerek. İçeceklerin yanında gidenleri saymıyorum bile. Zaten alkolün kendisinin açlık katsayısını arttırdığını hatta mideniz dolu olsa dahi sanki bütün gün yemek yememişsiniz gibi hissettirdiğini biliyorsunuz, burada devreye gece atıştırmaları giriyor. Atıştırma doğru kelime olmuyor aslında çünkü oturup "adam gibi" yeniyor genelde. Sonra da "eve yürüyerek döneriz canım" kandırmacası giriyor devreye, 5-6 km yürüsek kumrunun yarısını yakamadığımızı bilerek. Sonra da mevsimin başına dönüyor vücut, daha sağlıksız versiyonu da diyebiliriz. Yüzmeyi sevenler daha az etkileniyor tabi.

Gece atıştırmalarının sonuçlarını azaltmanın yolları da en az bahsedilen aktivite kadar sağlıksız oluyor. Kahvaltıyı es geçmek, akşama kadar çok çok az yemek gibi. Sonra da vücut kasları yakıyor ve bum! sıfıra yakın bir vücut direnci ile tüm virüslere el sallayan bir bünye. Yazın getirdiklerinin yanında götürdükleri de var anlayacağınız. Dikkatli olmalı, dinlenip eğlenelim derken ömrü kısaltmamalı.

Lucifer?!

2009/06/29


Tatilimize devam ederken Supernatural 5. sezonda Lucifer'ı canlandıracak isim belli oldu, Mark Pellegrino. Allah iyiliğinizi versin diyorum. Gerçi Ghost Whisperer, Dexter ve Chuck gibi pek çok dizide konuk oyuncu olarak gayet iyi performanslarını izlemiştik, beklentilerin yüksekliğine kurban gitti sanıyorum. Epey tepki çekti çünkü bu seçim. Neyse, bekleyip görelim.

"Şehrin Şifreleri" Başlıyor

2009/06/19


Yeni bir program, Şehrin Şifreleri.


Levent Erden reklamcılık alanındaki en yetkin kişilerden biri. Markanın ismini sloganın içine sıkıştırmak da onun fikriydi (Hayat Maximumda). Pek çok konuda bilgisinin olmasının dışında harika da bir hitap tekniği var. Şimdi de İstanbul'u turlayacak ve cadde cadde bilgiler sunacak, İstanbul hikayeleri anlatacak. Sohbetini Sade Vatandaş programından hatırlayanlar ne kadar eğlenceli bir program olacağını tahmin edebiliyordur az çok. Her Cuma 21.15'de NTV'de.

Mevsimsel Değişimler - Yaz


Tatil moduna girdik, blog yazan arkadaşlarımızın çoğu da aynı şekilde kabuklarına çekilip tatilin tadını çıkarıyorlar muhtemelen. Ortalık biraz sakin, yazılar azaldı anlayacağınız. Futboliklerin gözü transferlerde, basketbolseverler halen final serisinin son maçındaki 3. Dünya ülkesi olaylarını tartışıyor. Facebook'dakiler her zaman olduğu gibi test çözüyor, Öykü-Berk Gürman da NTV'ye çıkmaya devam ediyor. Berk Gürman konuştukça daha da itici oluyor. Yekta Kopan ve Burcu Esmersoy'un yeni programı "Yaz Gecesi"nde gördük onları bu kez, sanırım Yekta Kopan kardeşlerin sıkı bir takipçisi. Aklıma başka bir ihtimal gelmiyor. Neyse, Hande Yener yok en azından.

Haberlerde rastlamıştım, lise mezuniyet törenlerine giderken botoks yaptırmak modaymış, mevsimlerden dolayı insanlar gariplikler yapmayı seviyor galiba. Tamam önümüz yaz, "özgür insan okulum yok hey yo" falan da botoks nedir yahu o genç bedene? Var mıdır zararı bilmiyorum da gidişat kötü.

Peki yaz bundan ibaret mi?

Okula gidenler için yaz mevsimi kurtuluş olmaktan çıkalı epey bir zaman geçti. Lise öğrencileri için ÖSS'ye yaklaşılan ve boş geçirilse umutları azaltan dönemleri ifade ediyor artık Yaz. Üniversite öğrencileri de staj veya yaz okulu ile uğraşır oldular. Çalışan kesimde de izin kullanma meselesi Kaf Dağı'nın ardında artık, gideni ucuzuyla yenileme peşinde patronlar. Yani eski yazlar yok gibi. İlkokul bittiği an yaz mevsiminin çekiciliği de gitti sanki. Karnen nasıl, kilo almışsın-vermişsin muhabbetleri, "senin boyun ne kadar da uzamış?" replikleri sıkıcı gelmiştir hep fakat bunların toplamına eklediğimiz eğlenceydi sanırım Yaz. Babanın yüzüne güneş ışığından dolayı tek gözü kısarak bakıp kağıt helva istemekti aslında tam olarak. Eskiden yani. Sonra ne oldu? Disco oldu, bar oldu evet. Baş başa kalmalar ve sessiz sakin yürüyüşler geride kaldı. Belki de biz geri kafalıyız bilemiyorum. Kızlar da büyüdükçe birbirlerinin kopyası olmayı seçtiler. Giyim kuşamdan karaktere kadar hepsi klonlanmış gibiler. Erkeklerde de durum farklı değil, yaz mevsiminden ne anlaşıldığını az çok tahmin edebiliyorsunuzdur...

Halen büyüyüşümüzü ve çevremizdeki değişimleri en iyi anlayabildiğimiz zaman halinde bu mevsim, yeniden başlıyor...

Uni-Rock Fest 2009 #2

2009/06/14


Kamp alanı ayarlamayı başarmış organizatörler. Kapasite 1500 olsa da bir başlangıç sonuçta, artacaktır gelecek yıllarda. Bu arada indirimli (50 TL) biletlerin satışı 10 Haziran tarihinde bitmişti.

Bilet fiyatları şu linkte. 1 Temmuz'dan sonra fiyatlar artacak bu arada.

Şöyle Oldu Böyle Oldu - 10

2009/06/12


Finalleri bitirdik bugün itibariyle, geneliyle gayet iyi bir dönem geride kaldı. Eve dönüş? Hayır dostum hayır, hemen değil. Üstten ders alıp okulu kısaltmak için yaz okulu muhabbeti var, ne olur ne biter son gün karar vereceğiz. İbre Fenerbahçe'den yana.

Terminator Salvation, yoksa hala izlemediniz mi? Cık cık...

Göksel'in yeni albümü bana tüm laflarımı yedirdi. Cem Köksal'ın Masal albümünden beri aldığım ilk yerli albüm oldu. Cebimden çıkan her kuruşa değdi...

Havalar abartmaya başlamışken bahçe cafeler tekrar türedi. Arkadaşım sarmaşık falan yapıyosunuz çok güzel de ona bakmazsan böcek falan çekiyo o meret, düşüyo insanların orasına burasına. Raid mi alalım cafeye giderken?

Sokak Cafe Eskişehir terası harika, dönem sonu keşfettiğim için devamsızlıktan kalmaktan yırttık. Havelka bir, Taps iki, Sokak üçtür benim için bundan sonra. Hatta Taps'i atalım di mi, bence de...

Okuldaki kız! .... ki dönem bitti. Tekrar karşılaşırsak güzel olacak. Hatta harika olacak. Bir olay var ama dur bakalım... Boşluklar dolmalı cümle başındaki.

Facebook'da "yağmurdan sonra toprak kokusu" hayranı olanlar, psikolog masraflarınızı blog
okuyucuları karşılayacak, iyi olacaksınız...

Kriz var diye stajyer alımları düşmüş, "hehey ben sigortamı başlatıcam" insanlarına duyurulur. Zaten sigorta olaylarını da değiştirdiler. Kolay gelsin size.

Yazacağız bundan sonra, tatil resmi olarak başlıyor! Öykü-Berk ve Hande Yener'i görmeden güzel bir yaz geçirmenizi diliyorum.