Uyarı!

Bu blogda sinema, kitap ve müzik ile ilgili yazılar bulabileceğiniz gibi; deli saçması üretimlerimizle de karşılaşabilirsiniz.

Yazarlar

Tatil Moduna Geçiş

2008/06/25


Eric Clapton Layla şarkısına girdiği anda haber geliyor, iki haftalık bir "ödül" veriyoruz kendimize..

The Drugs Don't Work

2008/06/24

All this talk of getting old
It's getting me down my love
Like a cat in a bag, waiting to drown
This time I'm comin' down

And I hope you're thinking of me
As you lay down on your side
Now the drugs don't work
They just make you worse
But I know I'll see your face again

Now the drugs don't work
They just make you worse
But I know I'll see your face again

But I know
I'm on a losing streak
'Cause I passed down my old street
And if you wanna show, then just let me know
And I'll sing in your ear again
Now the drugs don't work
They just make you worse
But I know I'll see your face again
'Cause baby, if heaven calls, I'm coming, too
Just like you said, you leave my life, I'm better off dead

All this talk of getting old
It's getting me down my love
Like a cat in a bag, waiting to drown
This time I'm comin' down

Now the drugs don't work
They just make you worse
But I know I'll see your face again
'Cause baby, if heaven calls, I'm coming, too
Just like you said, you leave my life, I'm better off dead

But if you wanna show, just let me know
And I'll sing in your ear again
Now the drugs don't work
They just make you worse
But I know I'll see your face again

I'm never going down, I'm never coming down
No more, no more, no more, no more, no more
I'm never coming down, I'm never going down
No more, no more, no more, no more, no more..
***
Video : The Verve - The Drugs Don't Work
"Sonbahar geldi yaprağım,
Sararmışsın, biraz da hüzün kokuyor damarların
Uçuyorsun yeni topraklara
Arkanda bıraktığın dallar,
Zirveye oturacağından emin olmanın mutluluğu ile gözü yaşlı gülümsüyor sana
Kokun daima saklı kalacak çıplak bıraktığın dallarda.."

Bilinmeyene..

2008/06/23

Tanımı zor olan kavramlar vardır ya, aslında kişiden kişiye değişirler. Dostluk da bunlardan biri. Durup bir tanım düşündüğünüzde, tanımda kullanacağınız sözcüklerin çoğunluğuna zıt karakterlerin etrafınızda olduğunu görürsünüz. Düşünmeye devam edersiniz, kelimenin içinde sevmediğiniz insanları tasvir ettiğiniz geçer aklınızdan.. Nedir öyleyse aradığınız..
***
Peki sevgi nedir, ömrü ne kadardır, bedeli nedir? Tek seferde cevaplayabilen biri olduğunu sanmıyorum. Sevgi duyduğunuz insana gösterdiğiniz saygıyı aşık olduğunuz insana gösterebilir misiniz?
***
Aşk nedir? Sevgi ve dostluğun toplamına x³ fedakarlık eklemek, aynı zamanda hepsinin geçici etkilerini barındırmak mıdır? Yoksa kara günde eline uzanacak bir el midir, o eli aradığında kendini yapayalnız hissetmek midir? Nedir aşk.. Karşılık beklemeden uzanan ele dokunan yapmacık bir sıcaklık mı, telefonu açtığında karşıdan gelen gülümseme mi?
***
Arkadaş, dost, sevgi, aşk ve daha nice kavram arasında sıkışıp kalınır bazen. Arkadaşlar, dostlar, sevgililer.. Hepsinin aynı anda varolabildiği tek yer kişinin beyni malumunuz. Öncelik kriterlerini de beyin ve paşa keyif arasındaki köprü belirliyor. Bu köprünün ne kadar sağlam olduğunu belirleyen ise kişinin bize kendini nasıl tanıttığı değil, bizim onu nasıl görmek istediğimiz..
***
Çok çok uzaklardan çağrışım yaparak getirmek zorundayım yazıyı buraya. Aklımdakileri toparlayabilmem için neye ihtiyacım olduğunu da kestiremiyorum. Uzun zamandır yakınınızda olan bir dostu, arkadaşı, sevgiyi ve Anton için bir aşkı aynı zamanda cok daha fazlasını kaybetmek büyük bir yıkım. İnsanın gücü yetmiyor bazı şeylere. Karar çok çok yüksek yerlerden..
***
Dostumu, arkadaşımı, içimden bir parçayı kaybettim. Bu yaşa kadar gördüğüm tüm kayıpları silen birini kaybettim.. Can dostum Anton ise kalbinin bir parçasını. Başın saolsun dostum..

Haftanın Beşlisi

2008/06/22


*Intacto, ne film çekmişler...

*Poisonblack, Sentenced dağılınca Poisonblack lead vokaline geçen Ville Laihiala eski performansından -grup uyelerinin de etkisiyle- çok uzak olsa da halen iyi bir vokalist...

*Euro 2008. Yeni takma adlar kazanıyoruz dış medyadan; deli, geri dönüş kralı..

*Uykusuz Dergisi, geçen hafta tam bir fiyasko olmasına rağmen..

*Supergrass, unutmamak gerek bu grubu..

Türkiye A Milli Futbol Takımı (Lucid Dreaming)

2008/06/21


Spor yazıları yazmak pek tarzım olmadığı gibi, becerilerim arasında da yer almaz lakin bir şeyler karalamak gerek. A Milli takımımız inanılmaz işler yapmaya devam ediyor. Geçen haftanın beşlisine Euro 2008'i yazarken "neler yapıyoruz öyle" diyerek düşüncemi eklemiştim. Bu fikrim faktoriyel kavramıyla ifade edilebilecek şekilde büyüdü ve bir "Lucid Dreaming" yaşadığımızı düşündürecek kıvama geldi. Pek çok kişinin bunu düşündüğünü biliyorum, dünden beri okuduğum pek çok yazıda da birden fazla kez karşılaştım bu kavramla. Demek ki ülkece "Lucid Dreaming" yaşıyoruz.. Uyanırken düşüşümüz çok sert olmaz umarım.

Bu arada futbol, Euro 2008 derken ülkenin pek çok sorunu da -yine- unutuldu gitti. Ankara'nın su sorunu, Güneydoğu'nun terör olayları, halen çözüm bulunamayan kene vak'aları ve daha sayamadığımız pek çok konu kaynıyor yine. Ekonomiyi artık saymıyoruz bile. Futbolun birinci spor sayıldığı ülkemde de futboldaki bu başarılar devam ederse atış poligonlarına gerek kalmayacağını da belirtmeye gerek yok sanıyorum..

Spring, Summer, Autumn, Winter... and Spring

2008/06/18

Başlık 2003 yapımı Kim-Ki Duk filminden, fotoğraf yurdumdan, Datça sahillerinden.. Filmde çocuk, bir rahip olmayı; sabrı ve iyi niyeti öğreniyor. Kötü alışkanlıklarından, hatalarından dersler çıkarabilmeyi mevsimler hatta yıllar boyunca öğrenmeye devam ediyor..
***
Yurdumda söz konusu olan bir cinayet. Cinayeti işleyen kişiler bulunurlar fakat ne mevsimler ne de yıllar geçmeden bırakılırlar. Hukuk bilgim pek olmadığı için bu tarz durumlarda nasıl kararlar verildi, emsal oluşturan bir dava var mı onu da bilmiyorum. Bunu yapanlar hakkında bildiğim tek şey mevsimler, hatta uzun yıllar geçse dahi öğrenebilecekleri hiçbir şey olmadığı..
***
Muğla'nın Datça İlçesi'ne bağlı Kızlan Köyü sahiline, karnı yarılmış, kuyruğuna kalın naylon sicimle parke taşı bağlanmış ve ağzından kan gelen ölü bir yunus vurdu. Denizlerin sevimli canlısı yunusa yapılan bu işkence, akıllara durgunluk verdi, jandarma soruşturma başlattı.
***
Haber ve fotoğraf Hürriyet Gazetesi web sayfasından alıntıdır.

Haftanın Beşlisi

2008/06/16


*Rogue güzel bir film olmuş. Timsah zaten nefret ettiğim bir hayvandı, nefretim ikiye katlandı..

*PJ Harvey gibi çirkin güzelliği olan kaç kişi vardır bilmiyorum. Şarkıları da kendi gibi..

*Euro 2008, neler yapıyoruz öyle..

*NBA Finals, muhtemelen Çarşamba günü sonlanacak ve Celtics şampiyonluğu görmüş bir nesil olacağız artık..

*Uykusuz Dergisi

22 Ağustos 2008, Scorpions Türkiye'de..

2008/06/09



Metallica konseri haberinden çok daha fazla mutlu etti bu haber. 22 Ağustos 2008 Cuma, Scorpions Dünya Turnesi kapsamında Türkiye'de. Biletix linki de burada. Mekan ve bilet fiyatları henüz açıklanmamış, ülkenin diğer ucu olsa gidilir. Hatta örgütlensek çok daha güzel olur..

Haftanın Beşlisi

2008/06/08


*Takashi Miike'den Sukiyaki Western Django..

*Euro 2008.. Bizim açımızdan tatsız başlasa da C ve D grupları heyecanlı maçlar vaadediyor..

*NBA Finals.. Beat L.A. sesleri eşliğinde bir Lakers - Celtics finali. Bu sezon daha iyi noktalanamazdı..

*Irish Drinking Songs bu haftada listemizde..

*Uykusuz dergisi geri döndü, döndüren mi, Umut Sarıkaya'dan başkası değil. Umarım tekrar iyi şeyler yazıp çizmeye başlarlar..

Nouvelle Vague


Marc Collin ve Olivier Libaux çok sahne tozu yutmuş olsalar gerek, sempatik tavır takınan bayan vokallerin çok ilgi çektiğini farketmişler. Üstüne bir de, bayanlardan daha önce hiç dinlemedikleri şarkılara vokal yapmalarını istemişler. Sonuç mu, too drunk to fuck..

Daha önce dinlemedikleri şarkıları bu kadar güzel söylemeleri ya da çok sevdiğiniz şarkının cover olayından daha da öteye götürülmesini kimi zaman ilginç karşılıyorsunuz. Yine de "Orijinalinden iyi coverlar" kategorisine oynayan kaç Nouvelle Vague yorumu sayabiliriz bilemiyorum. Garip aksanlarıyla söyledikleri Love will Tear us Apart ve Tuxedomoon'un In a Manner of Speaking'inin ne hale geldiğini ve bu hallerinin ne kadar vazgeçilemez oluşunu, "bir günde en fazla kaç kere dinleyebilirim acaba?" sorusu eşliğinde geçen zamanı.. Sonuç mu, this is not a love song..


Lorenzo'nun Vedası

2008/06/01


Doktorların 6 yaşındayken "iki yıl yaşar" dedikleri Lorenzo Odone 30. yaşgününden bir gün sonra hayatını kaybetti. Anne ve babasının çabaları, doktorların tahminlerinden 22 yıl fazla yaşattı onu..

1992 yapımı Lorenzo'nun Yağı filmiyle tanımıştık kendisini, hastalığını, bir ailenin çocuklarının tükenişine karşın nasıl direndiğini. Gerçekten üzücü..

Detaylar için,

Haftanın Beşlisi


*Wyatt Earp ve Open Range. Bünyeye ikinci sınıf western vermeli..

*"Nil Karaibrahimgil - Bu Mudur?" loopa alınız efendim..

*İstiridye Çocuğun Hüzünlü Ölümü'ne tekrar göz atılabilir.

*Irish Drinking Songs eşliğinde bahar-yaz geçişi :)

* Fenerbahçe Ülker - Türk Telekom, Beko Basketbol Ligi Final Serisi bu hafta sonlanacak.

İstiridye Çocuğun Hüzünlü Ölümü

2008/05/29

Orjinal baskısını okurken dilimize çevrildiğinde aynı güzellikte olamayabileceğini düşünürdüm The Melancholy Death of Oyster Boy kitabının.. Altıkırkbeş Yayınları'ndan çıkan Artemis Günebakanlı'nın çevirisini okuyunca düşüncemin boşa olduğunu farkettim. Kahramanlarla arası pek iyi olmayan Tim Burton havasını da gayet güzel vermiş çeviren kişi..


Daha önce de aslı kadar başarılı bir çeviriden bahsetmiştik. Bu aksi Tim Burton kitabını da en iyi çeviriler listesine alabiliriz sanıyorum..

Lilja 4-ever

2008/05/27


İsveçli yönetmen Lukas Moodysson'ın yazıp yönettiği Lilja 4-ever, katıldığı festivallerden topladığı ödüllerle birlikte gençliğin gözde filmlerinden biri haline gelmişti. 2002 yapımı filmde yoksul kızın gideceğim buralardan tandanslı, Türk filmi tadında hayatına tanık olmuştuk..

Rusya'daki sefil yaşamının yanında bir de annesinin sevgilisiyle birlikte Amerika'ya kaçmasıyla iyice yalnız kalan 16 yaşındaki Lilja ve tek arkadaşı 11 yaşındaki Volodya başka ülkelere gitmenin hayallerini kurarlar. Hayallerin bazen ne kadar acıtıcı olduğunu ise yaşadıkça anlayacaklardır..

Film bu akşam 21.30'da Kanal 24'de gösterilecek. İzleyemeyenler zaman doldurmak için göz atabilir. Çok fazla şey beklemeden...
*****
Ekleme : Orijinal dili Rusça olan ve Türkçe altyazılı olarak yayınladıkları bir filmde, altyazının geçtiği tüm alanı kapsayacak şekilde reklam geçen zihniyeti tebrik ediyorum..

Haftanın Beşlisi

2008/05/25


*Filmlerden başlayalım ve Gorillas in the Mist : The Story of Dian Fossey'i listemize alalım.

*Natalie Portman hatrına Goya'nın Hayaletleri'ne tekrar göz atılabilir. Yoksa sadece sonunu mu izlesek..

*Umut Sarıkaya, Yiğit Özgür ve Uğur Gürsoy. Evrensel küme olarak Uykusuz..

*Pearl Jam ve Karapaks.

*Fenerbahçe Ülker - Türk Telekom, Beko Basketbol Ligi Final Serisi..

KALfest08

2008/05/23


Moonspell, Pentagram, Malt, Özge Fışkın.. Kadıköy Anadolu Lisesi'nin geleneksel hale getirdiği gençlik festivalinin onuncu yılı için seçilmiş isimler. Evet, bir lise bu isimleri getirebilen.. Sadece müzik de değil, 6000 m² açık alanda oyunlar, özel gösteriler vs ile tam bir festival havası yaratılıyor, mekan ise Kadıköy Maarif kampüsü..

6 Haziran 2008 öğle saatlerinden gece yarısına kadar sürecek olan festivalin bilet fiyatları 33,5 YTL, doğal olarak 18 yaş sınırı da yok. Daha detaylı bilgi almak için,

*************
Bu arada etkinlik patlamış sanırım :) Moonspell konseri gerçekleşmemiş.

Zorunlu Ara

2008/05/22


Bir süredir sağlık nedenleriyle yazamıyorum arkadaşlar. Biriken küçük parçalar voltranı oluşturdu ve biraz belimi büktü diyelim. Arada dost bloglara attığım yorumlar ve bu blogda kabul ettiğim yorumlar dışında ortama pek katkıda bulunamıyorum haliyle. Bu durumun en kısa sürede düzelmesini umarak noktayı koyuyorum ancak şu geçen sürede gayet iyi kavradığım bir durum var ki, kendinize dikkat edin..

Haftanın Beşlisi

2008/05/18


*Bol March of Mephisto'lu bir Kamelot haftası..

*Fernando Leon de Aranoa'dan Los Lunes Al Sol..

*Altan Deliorman'ın yazdığı "Atatürk'ün Hayatındaki Kadınlar" kitabı. Atamızın gençlik yıllarından yaşamının son anına kadar çevresinde bulunan; sevdiği, bağlandığı, yetişme ve eğitimlerinde etkili olduğu kadınların portreleri..

*Uykusuz dergisi..

*Misfits

Glenn Danzig

2008/05/16


En sevilen beş vokal tek nefeste sayılsa muhakkak adı geçecek biri Glenn Danzig. Zaten karanlık olan şarkılarına kattığı havayla, istisnasız her saniyede "ben buradayım" diyor..
" She slides
Down inside your skin
In time
She will make you scream
She's death
In a ghoul white dress
She rides
In the night of your mind "

One Flew Over the Cuckoo's Nest

2008/05/15


Jack Nicholson'ın, göründüğü tüm sahnelerde oyunculuk dersi verdiği, Louise Fletcher'ın kendine hayran bıraktığı 1975 yapımı 5 Oscarlı film, ülkemizde "Guguk Kuşu" adıyla gösterilmişti. Geçtiğimiz aylarda şifresiz bir kanal da filmi yayınlayarak hafızalarımızı tazelemişti.

Film bir kitap uyarlaması.. Akıl hastası olmadığı halde hapishaneden akıl hastanesine nakledilen, sistemin çıldırttığı, kendi içinde çok fazla gel-git yaşayan bir adamın liderlik özelliği sayesinde hastanedeki ortamı nasıl değiştirdiğine tanık oluyoruz.. Filmin senaryolaştırıldığı kitabı okuyanlar, film ve kitabın çeliştiği noktalar olduğundan bahsediyorlar, kitabı okumadığım için bu konuda pek bir şey söyleyemeyeceğim ancak fikir edinebildiğim bir nokta var ki sadece kitabı okuyanlar ve sadece filmi izleyenlerin birleştiği bir düşünce var; çok güzel olduğu. Öyledir ki yıllar sonra aklınıza gelebilecek pek çok sahne barındırır içinde.

Söz konusu filmin Türkiye'de yayınlandığı tarih olan 1981'de varlığı söz konusu bile olmayan bendeniz filmi izledikten sonra nasıl bu kadar güzel olabiliyor ve neden bitiyor diye kendimi yediğimi hatırlarım liseye yeni başlamış halimle.. Jack Nicholson'ın spikerliği halen gelir aklıma, As Good as It Gets filmindeki "shut up kids!" mottosu ile birlikte Jack Nicholson lafı geçtiğinde flashback yaşatır daimi..
Bu filmi edinmek lazım, arşivleyip çoluk çocuk için saklamak lazım..

Yaşanmamış Yıllar

2008/05/13


Ben beni kendi içimde
Bilmem arasam bulur muyum
Yaşanmamış genç yıllarımı
ve sebebini suskunluğumun

Buluşsam orada kendimle
Ve yaratsam ellerimle
Küçük bir sırça köşk misali
Dostlarımla benim evrenimde

Boş yere değil yok inanmam
Koşarım yine ardından
Bulsam da olur bulmasam da
Bu ümit beni bil yaşatan

Cesaretim olur o zaman
Düşünmeye içtenlikle
Açık seçik ve hiç korkmadan
Sonuna dek dürüst ve sevgiyle

Boş yere değil yok inanmam
Koşarım yine ardından
Bulsam da olur bulmasam da
Bu ümit beni bil yaşatan

Anneler Günü

2008/05/11


Haftanın Beşlisi


*Maxime Chattam kitaplarından devam ediyoruz.
*Jefferson Airplane'i yeniden keşfetmek için zaman yaratmak lazım..
*Uykusuz için yine hafta ortası beklenmekte..
*Moonlight Mile
*Nouvelle Vague ne kadar tatlı şarkılar yapmış meğer..

Wir Sind Helden

2008/05/09


Kahramanlarımız vokalde dünyalar tatlısı Judith Holofernes, davullarda Pola Roy, gitarda Jean-Michel Tourette ve Mark Tavassol.. Wir Sind Helden, 2002 yılından beri sıkılmadan dinlediğimiz gruplardan biri olarak saygıyı hak ediyor. Von Hier an Blind, Müssen nur Vollen, Gekommen um zu Bleiben ve Denkmal gibi gerçekten çok güzel şarkıların yanı sıra çizgilerini koruyarak bugüne kadar gelen grup, sağlam bir fan kitlesi de edinmiş durumda. Yakın zamanda Türkiye'ye uğramalarını dileyerek aracılık yapalım;

Siddharta

2008/05/07


Napoj, Klinik ve Platina (remix hali igrenctir) gibi saheserlerin yaraticilari, techno ve power arasında gidip gelen bir grup Siddharta.

Sloven grup daha çok MTV Rock Chart'ın jenerik müziği olarak da kullanılan My Dice ile bilinmekte fakat çok daha fazlasına sahipler. Kimi zaman vokalin gereğinden fazla ön planda olduğu gerçeğini saymazsak şarkılarında enstrüman çeşitliliğini gayet iyi kullanıyorlar. Sözlerden pek birşey anlayamıyoruz fakat çoğu şarkının İngilizce versiyonu da mevcut, bu tarz güzellikler de yapabiliyorlar. Grubu ilk kez dinleyeceklere iki link verip yazıyı noktalayalım..

****


Haftanın Beşlisi

2008/05/04


*Yana yakıla arayıp da bulduğum ve tekrar izleyeceğim Lorenzo'nun Yağı filmi başı çekiyor.

*Saçma diye nitelendirdiğim Maxime Chattam kitaplarına tekrar göz atmak için arkadaşlara söz verdim. Tutabilirim umarım..

*6-9 Mayıs tarihleri arasında şenlikler var, bir aksilik olmazsa katılıyoruz.

*Çarşamba günleri yayınlanan Uykusuz'u artık sadece Uğur Gürsoy, Umut Sarıkaya ve Yiğit Özgür için almıyoruz. Cihan Ceylan da işin içinde bundan sonra..

*Echo and the Bunnymen etksinden kurtulalı pek uzun zaman olmamıştı lakin tekrar kulaklarda..

Die Toten Hosen


1982 yılında kurulan ve şahane çocuk -artık yaşlansa da- Campino'yu tanımamıza vesile olan bir grup Die Toten Hosen. Alman punk rock grubu, Die Aerzte ile birlikte Orta Avrupa'da tozu dumana katarken, 1994 yılında Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'na da uğrayarak; özgürlük, aykırılık ve sınırlı bir umursamazlık içeren şarkılarını seslendirmişlerdi.

1982 yılından bu yana singlelar da dahil olmak üzere tam 26 album çıkarmış olan bir gruptan bahsediyoruz. Unplugged çalışmaları ise başlı başına bir şaheser. Bir a Clockwork Orange yansıması olan Hier Kommt Alex ve Alles aus Liebe grubun en çok sevilen şarkıları. Zehn Kleine Jägermeister ve Wünsch dir Was ise benim favorilerim. Hüzün de verebiliyorlar, Oktoberfest'e marş olan bir şarkı da yapabiliyorlar, kelime anlamları gibi değil, canlı ve baskın bir şekilde varlıklarını sürdürüyorlar..
***********

Şöyle oldu, böyle oldu..

Bir süredir yoğunluktan dolayı bloga pek yazı giremiyorum. Hatta ayarlanması gereken bazı şeyleri de epeydir sallıyorum yarın yarın diye. Yoğunluğa eklenen, boş zamanlarda tembelleşme durumu da olayı zorlaştırmıyor değil hani. Bu karmaşa sanırım bir süre daha devam edecek fakat bu hiç yazı giremeyeceğim anlamına gelmiyor. Ardından film ve müzik grupları ile ilgili yazılarla biraz daha hızlı başlamayı düşünüyorum, istediğiniz veya merak ettiğiniz bir film ya da müzik grubunu da mail yoluyla veya yorumlara ekleyerek belirtebilirsiniz. Bildiğim kadarıyla karalamaya çalışırım.

Yorumlara mümkün olduğunca karışmamak istiyorum fakat satır satır güzel şeyler yazsanız da sonuna küfür sıkıştırdığınızda veya polemik yaratmaya çalıştığınızda olmuyor, o tüm yazıları siliyor benim için. Eminim ki bu blogu takip eden -sayıları az fakat katkıları büyük olan- kişiler de bu yönde düşünüyor.

Die Toten Hosen konusunda birden fazla mail geldiği için (aslına bakarsanız iki), bu boş anımda grup hakkında bildiklerimi yazmam gerektiğini düşündüm. Anlayışınız için tekrar teşekkürler..