Uyarı!

Bu blogda sinema, kitap ve müzik ile ilgili yazılar bulabileceğiniz gibi; deli saçması üretimlerimizle de karşılaşabilirsiniz.

Yazarlar

Yol Arkadaşları - 6

2009/02/26




1. Interpol - Take you on a Cruise

2. Rush - Tom Sawyer

3. Pearl Jam - Even Flow

4. Poisonblack - Nail

5. Chiasm - Isolated

6. Bad Religion - Epiphany

7. Jefferson Airplane - Somebody to Love

8. Chris Isaak - Life will Go On

9. Strata - Coma Therapy

10. Terence Blanchard - 25th Hour Final Theme

Faith No More Yeniden


Resmi açıklama geldi ve grubun birleştiği açıklandı. Hatta çok uzun süre geçmeden yeni bir albüm patlatacakları haberi salındı ortalığa Amerikan grup tarafından...

Tam 11 yıl sonra geldi birleşme. Nisan 1998'de dağılan grubu birleşmeye iten en büyük nedenin Mike Patton'ın ısrarları olduğu söyleniyor. Metallica ve Guns N Roses üyelerinin dahi favori grupları arasında saydığı, Interpol, Incubus ve Tool gibi grupların ilham kaynağı olmuş Faith No More, bu dönüşüyle yeni birer Ashes to Ashes, Epic, Digging the Grave sunmaya çalışacak. Rock müzik kültürünün gün geçtikçe değişik hallere büründüğü dünyada neler yapabileceklerini göreceğiz.

The Unbearable Lightness of Being

2009/02/25




"...until God split them in two, and now all the halves wander the world over seeking one another. Love is the longing for the half of ourselves we have lost."

Bir benzeri daha gelir mi, sanmam...

Convention Anadolu - Con An V

2009/02/23


Anadolu Üniversitesi FRP Topluluğu'nun her yıl Mart ayında düzenlediği buluşmanın 5. ayağı 14-15 Mart tarihlerinde gerçekleşecek. Etkinlik hakkındaki tüm bilgiler henüz netleşmese de Yunusemre Kampüsü Öğrenci Yemekhanesinde gerçekleşecek bilgisi var elde. Mekan gayet iyi. Programın netleşen çerçevesini facebook grubundan aynen aktarıyorum, hazırlayan arkadaşın ellerine sağlık. Harika bir program olmuş. Sponsorlar da gayet iyi seçilmiş.

--1. Gün 13.03.2009 CUMA--

Katılımcıların Karşılanması ve Yerleştirilmesi

--2. Gün 14.03.2009 CUMARTESİ--

09:30 – 10:00 Açılış Konuşması

10:00 – 12:00 Oyunların İlk Yarısının Oynanması

12:00 – 13:30 Öğle Yemeği

13:30 – 18:00 Oyunların İkinci Yarısının Oynanması

18:45 – 19:45 Akşam Yemeği

20:15 – … Akşam Eğlencesi

--3. Gün 15.03.2009 PAZAR--

09:30 – 12:00 Oyunların İlk Yarısnın Oynanması

12:00 – 13:30 Öğle Yemeği

13:30 – 18:00 Oyunların İkinci Yarısının Oynanması

18:00 – 18:30 Kapanış Konuşması

Etkinliğimizin genel programı yukarıda belirtildiği gibidir. Bu sene öğle yemeklerimiz DOMİNOS'tan. Ve iki gün boyunca sabah ücretsiz açık büfe poğaça servisimiz bulunmaktadır. Ayrıca D&R ve NEZİH açacağı standlarda kitap, figür, kart oyunları ve zar setlerini indirimli olarak sergileyecekler.

14 Mart Cumartesi günü oyunlar bittikten sonra yine indirimli olarak akşam yemeği yemeye gideceğiz. Ardından SOKAK KAFE/BAR'da indirimli içkilerimizi yudumlarken bolca sohbet etme fırsatı bulacağız. Daha sonra saat 11.30 civarında dileyen arkadaşlar ile GLOW da 333 konserinde kafa dağıtacağız. Şehir dışından gelen katılımcılar için ücretsiz kalacak yer sağlanmıştır.


1 Ağustos 2009, Fatboy Slim @ İstanbul

2009/02/17


2009 yılı da konser çılgınlığıyla geçeceğe benzer. Fatboy Slim 1 Ağustos 2009 gecesi Turkcell Kuruçeşme Arena'da. Detaylar daha sonra netleşecek. Konser tarihi muhteşem yalnız, Brimful of Asha ve Weapon of Choice harika olacaktır o havalarda.

Years of Refusal Çıktı

2009/02/16


Albümden çıkan ilk single I'm Throwing My Arms Around Paris'in üzerine bir yazı yazmış, devamını albümün tamamı elimize geçince yazacağız diyerek noktalamıştık. Aşağı yukarı bir hafta geçti ve albümün tamamını yeterince dinleme fırsatını bulduk. Yurtdışında bugün satışa sunulmasına rağmen sanırım epey zaman geçecek Türkiye'de bulabilmek için. Neyse diyor albüm hakkındaki görüşlerimize başlıyoruz...

Şarkıların sıralanışının albümü daha da güzelleştirdiğini belirtmeden geçmemeli. Morrissey ise bildiğimiz havasından biraz uzakta, karamsarlık dağılmış. "Vazgeçmişlik" durumu seziliyor şarkılarda. Sanki bazı şeylerden uzak olmaya alışmış, kararsız istekler ve sonu belirsiz anılardan oluşan lirikleriyle albüm genel Morrissey tarzını tam olarak yansıtmasa da gerçekten güzel olmuş. İlk başlarda beğenmeyerek dinlediğiniz şarkılar sabah yataktan kalkınca mırıldandığınız sözler olabiliyor. Mama Lay Softly on the Riverbed ve When Last I Spoke to Carol albümün öne çıkan parçaları, aynı zamanda Morrissey tarzına en uzak şarkılar olarak dikkat çekiyorlar. Sorry Doesn't Help ve It's not your Birthday Anymore ise bildiğimiz alıştığımız tarzdan. Evet bu albüm başka, ayrı güzel. Hakkında son bir söz söylemek gerekirse "olmuş". Yine de bir You are the Quarry beklenmemeli.

19 Nisan 2009, Opeth @ İstanbul

2009/02/11


Opeth 19 Nisan 2009'da Maçka Küçükçiftlik Park sahnesinde. Detaylar ise ilerleyen günlerde netleşecekmiş. Bu arada, Maçka Küçükçiftlik Park neresi ola ki?

Years of Refusal

2009/02/04


Morrissey son bir albümle veda etmeye karar verdi müzik hayatına. Years of Refusal, 16 Şubat 2009'da piyasaya çıkıyor. Yayınlanan ilk single I'm Throwing my Arms Around Paris, Morrissey'in fark yaratan tarzından uzaklaştığı eleştirisini de beraberinde getirdi. Malum sitelere albümün full versiyonu düşmüş, beğenmeyenler çoğunlukta. Dinlemediğim için bir yorum yapamıyorum fakat şarkıların geneli single örneğindeki gibi ise Morrissey kendisinin de dediği gibi en iyi albümünü yapmış olabilir. You are the Quarry gibi bir albümden sonra büyük bir söz söylemiş fakat mümkün görünüyor öngörüsü. "Bildiğin Morrissey şarkıları işte" gibi bir albümle veda etmektense üzerinde biraz sos gezdirmiş gibi görünüyor Morrissey, en azından single izlenimi bu şekilde. 16 Şubat'ı izleyen tarihlerde albümle ilgili daha geniş bir yazıyı sizlerle paylaşırız, bakalım neymiş ne değilmiş...

Das Experiment

2009/02/01




Üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen hatırladıkça gerildiğiniz olaylar vardır muhakkak. Onu hatırlatan en ufak detay bile yüz ifadenizi değiştirir, "iyi ki bitti gitti ya" der insan kendi kendine, uzamamalıydı bu olay... Das Experiment de bu kategoride, hayatta sadece bir saat elli dakikalık bir dilimi kaplamasına rağmen...

Adı üstünde, bir deneyi anlatıyor filmimiz, yapay bir hapishanede geçecek 14 gün karşılığında 4000 Mark vaadeden bir deney. Denekleri bulmak için verilen gazete ilanı, başvuru, geçmişin incelenmesi ve mulakat derken denekler bulunur ve görev dağılımı yapılır. Deneklerden bazıları mahkum olurken diğerleri de gardiyan rolündedirler. Deneyin sonuçlarının tutarlılığı açısından hapishane "yapay" sıfatını gazete ilanında bırakmıştır. Mahkumlar gardiyanların emirlerine ve hapishanenin kurallarına uydukları sürece sorun çıkmayacaktır fakat aksi ruhlu bir mahkuma son derece düşük özgüvenli bir gardiyanın da eklenmesiyle deney amacından çıkar ve kişisel egoların çarpışmasına döner, ayrıca hikaye boyu gerilim vaadeder. Sürprizi bol bir ürün sunar ortaya, bitmesini istemediğiniz fakat sonu geldiğinde gevşediğiniz bir yapıt çıkarır karşınıza. Günler sonra hatırladığınızda, ne kadar beğendiyseniz de tekrar izlemek istemediğinizi tekrarlarsınız çevrenize. Das Experiment'in gerilimi tamamen sosyolojik tabandadır, içinize işlemesi olasıdır...

Kısacası Das Experiment sonunu bilerek başladığınız bir aşk gibidir. Zevkle yaşar, kaçarcasına uzaklaşırsınız...